Sağlık

Akciğer kanserinin “farkında mısınız?”… Geçmeyen öksürüğe dikkat!

Dünyada 1-30 Kasım arası, “Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı”. Uzmanlar bu çerçevede sık sık uyarıda bulunuyor. Geçmeyen öksürüğünüz ve göğüs ağrınız varsa bu akciğer kanserinin habercisi olabilir mi? Akciğer kanserinde yeni nesil tedavi yöntemi nedir? Hepsi haberimizde…

Abone Ol

Tüm dünyada 1-30 Kasım tarihleri arası, “Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı”. Prof. Yazar, kanserde belirtileri ve yeni tedavi biçimlerini anlattı. 

Tüm dünyada en sık rastlanan ve kansere bağlı ölümlerde ilk sırada yer alan akciğer kanseri önemli bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Prof. Yazar, sigaranın akciğer kanserinden tek başına yüzde 90 oranında sorumlu olduğunu vurguladı. Sinsice ilerleyen akciğer kanserinde erken teşhisin hayat kurtardığını, buna karşın toplumda farkındalığın yetersiz olduğunu belirten Prof. Yazar, 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, mutlaka dikkate alınması gereken belirtileri ve yeni nesil tedaviyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 
 
Dünyada yılda 2 milyon 200 bin, Türkiye’de ise 41 bin kişiye akciğer kanseri teşhisi konduğunu, kansere bağlı ölümlerde bu türün başı çektiğini anlatan Prof. Yazar; “Dünyada bir yılda yaklaşık 1 milyon 800 bin ve ülkemizde 30 binden fazla kişi akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybediyor. Kansere bağlı ölümlerin erkeklerde yüzde 28’ini, kadınlarda da yüzde 26’sını akciğer kanseri tek başına oluşturuyor” dedi. 

Akciğer kanserine bağlı ölümlerin yüksek olmasının nedenleri arasında, sinsice ilerlemesini ve geç belirti vermesinin başı çektiğini belirten Prof. Yazar, bazı şikayetlerde mutlaka doktora görünmek gerektiğinin altını çizdi. “Özellikle geçmeyen, üç haftayı aşan öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetleri mutlaka akciğer kanseri yönünden de araştırılmalıdır” vurgusu yaptı. 

Akciğer kanserinde erken teşhisin hayat kurtardığını ancak toplumsal farkındalığın yetersiz olduğunu vurgulayan Yazar şunları söyledi: “Bu nedenle teşhis anında kanser genellikle ileri evreye ulaşmış oluyor ve vakaların yüzde 70’i tanı anında evre 3 ve evre 4 olarak karşımıza çıkıyor. Oysa akciğer kanseri düşük doz bilgisayarlı tomografi taraması ile erken teşhis edilebilmekte ve kişiye özel tedavi yöntemleri ile daha az yan etkisi olan, daha başarılı tedaviler uygulanabilmektedir”.

Sigara akciğer kanserinin yüzde 90’ından sorumlu

Sigaranın, akciğer kanserinin nedenleri arasında yüzde 90 ile tek başına sorumlu olduğunu, günlük içilen sigara miktarı arttıkça ve sigara içme süresi uzadıkça akciğer kanseri gelişme riskinin içmeyenlere göre en az 20 kat yükseldiğini vurgulayan Prof. Yazar, kendisi içmese de sigara dumanına maruz kalanlarda da akciğer kanseri riskinin yükseldiğini anlattı.

Genetik yatkınlık hariç, akciğer kanserini artıran risk faktörlerinin hemen hepsinin önlenebileceğini, hastalıkların oluşumunu önlemeninin de en etkili ve ucuz tedavi yolu olduğunu belirten Prof. Yazar, öne çıkan diğer risk unsurlarını şöyle açıkladı: “Egzoz gazları, kömür dumanı, asbest, arsenik, nikel, silika ve berilyum gibi maddelere maruziyet ile daha önceden tüberküloz geçirmiş olmak akciğer kanseri riskini artırmaktadır. Daha önce akciğerin başka nedenle radyasyona maruz kalması akciğer kanseri geliştirme riskini 13 kata kadar artırmaktadır. Birinci derecede akciğer kanseri yakını olanlarda da risk, olmayanlara göre iki kat daha yüksektir”.

Kişiye özel tedavi başarıyı artırdı!

Akciğer kanserinin tedavisinde 15 yıl öncesine kadar sadece cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi uygulanırken, son yıllarda kişiye özel tedavilerin geliştirilerek uygulamaya konulduğunu belirten Prof. Yazar , kanserli dokudan ya da kandan alınan örnekle kişinin gen haritasının çıkarıldığını hatırlatarak; “Bu yolla akciğer kanserinin hassas olduğu bir hedefli ilaç veya immünoterapi olup olmadığı saptanabilmektedir. Tedavide kullanılan hedefli ilaçlar ve immünoterapinin yan etkisi kemoterapiye göre oldukça düşüktür. Yeni Nesil Dizilemeye göre verilen hedefli tedavi veya immünoterapinin başarıları da oldukça yüksektir ve bu yolla akciğer kanserli hastaların gerek yaşam şansı gerekse yaşam kalitesi kemoterapiye göre oldukça artırılabilmektedir” şeklinde konuştu.