Dünya

Tayland, 48 Uygur Türkünü Çin'e iade etti

ABD Başkanı Trump, yeni iktidar döneminde küresel rakibi Çin’e karşı savaşında eski defterleri yeniden açtı… olan Uygur Türklerine oldu. Tayland, on yıldır tutuklu olan 48 Uygur Türkünü Çin'e iade etti. Diasporadaki soydaşları bu acımasız karara tepki gösterirken, onları yalnız bırakan Türk ve Müslüman yetkililere sitem etti.

Abone Ol

Tayland hükümetinin 2014 yılında Çin'den kaçarken yakalanan ve sonrasında tutuklanan 48 Uygur Türkünü Çin'e iade ettiği bildirildi.

GİZLİ BİR OPERASYONLA GÖNDERİLDİLER  

48 Uygur Türkü, yürütülen “gizli bir operasyonla” başkent Bangkok'ta bulunan Suan Phlu Göçmenlik Merkezi'nden camları siyah şeritle kaplanmış polis araçlarıyla havalimanına sevk edildi.

Tutukluların uçakla Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ne (Doğu Türkistan) gönderildiği aktarıldı.

ÇİN VE TAYLAND’DAN SAVUNMA

Tayland Başbakanı Paetongtarn Shinawatra, düzenlediği basın toplantısında ülkesinin uluslararası hukuka ve süreçlere uygun hareket ettiğini belirtti.

Çin'in Bangkok Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada ise iki ülkenin giriş-çıkış güvenliğini korumak için ortak bir çaba sarf ettiği ve iade edilen bu kişilerin “normal bir hayat yaşamak üzere” Çin'e geri döndüğü ifade edildi.

Tutuklu Uygur Türkleri, Birleşmiş Milletlere yaptıkları başvuruda Çin'e gönderilmek istemediklerini ve üçüncü bir ülkeye gitmek istediklerini belirtmişti.

UYGURLARI SAVUNMAK ABD’YE Mİ KALDI?

ABD-Çin cepheleşmesinde, Uygur Türklerini pazarlık aracı gören Washington eski defterleri açtı.

Trump’ın 2017-2021'deki ilk başkanlık döneminde Çin ile rekabetindeki tutumu yeni dönemde gümrük tarifelerinin karşılıklı yükseltilmesi, Panama Kanalı krizi ve teknoloji savaşlarıyla hızlı başladı.

Trump'ın yeni kabinesinde Dışişleri Bakanı olan Marco Rubio, ilk döneminde, ABD Senatosu'nda İstihbarat Özel Komitesi Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Komitesi üyesiydi. Rubio, o dönem Sincan ve Hong Kong'da insan hakları ihlalleri nedeniyle Pekin yönetimine yaptırım öngören karar tasarılarına öncülük etmiş, Çin tarafından “eleştirel tutumu” nedeniyle yaptırım listesine alınmıştı.

RUBİO, SOYKIRIMA MI, ÇİN’E Mİ KARŞI?

Rubio, bugün İsrail’in Gazzelilere uyguladığı soykırıma destek verirken, o dönem Çin’in yumuşak karnı Uygur Türkleri konusunda "soykırım uyguladığı" konusunda raporlar hazırlamıştı.

Aynı Rubio, Uygur Türklerinin zorla sınır dışı edilmesini kınayarak Uygur Türklerinin sığındığı tüm ülkelerdeki hükümetlere, "etnik grup Uygurları zorla Çin'e göndermemeleri" çağrısı yaptı.

Tayland'ın Uygur Türkleri'ni sınır dışı etmesi nedeniyle endişe duyduklarını açıklayan Rubio, Bangkok’un iade ile BM’in "İşkenceye ve Diğer Zalimane Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşmesi" ile "Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme" kapsamındaki yükümlülükleriyle ters düşme riskinde olduğunu belirtti.

İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİ RAPORLARLA DOLU

Çin'in kuzeybatısında yer alan Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşayan yaklaşık 1 milyon Uygur Türkü ve diğer Müslüman azınlıkların insan hakları ihlallerine maruz kaldığı iddiaları, Pekin hükümeti tarafından reddediliyor.

Rubio, Tayland'ın bu eyleminin, "insan haklarını korumaya bağlılığıyla ters düştüğünü" belirterek Uygurların sığındığı tüm ülkelerdeki hükümetlere, etnik grup Uygurları zorla Çin'e göndermeme çağrısı yaptı.

Ancak Rubio’nun çağrı yaptığı ülkelerdeki hükümetler, ABD-Çin arasındaki küresel güç savaşında kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek, kendilerine sığınma başvurusu yapan Uygur Türklerini pazarlık aracı olarak kullanıyor.

DİASPORA’DAKİ UYGURLARIN İÇİ KAN AĞLIYOR

26 Şubat’ta Tayland hükümetinin 48 Uygur’u Çin’e teslim etmesi ve daha önce yaşanan olaylara ise sadece diasporadaki Uygurlar tepki gösteriyor.

Bu son yaşanan olayın duyulmasının ardından, Türkiye’de yaşayan Uygurlar, 27 Şubat Çin’in İstanbul konsolosluğu ve Tayland’ın İstanbul’daki fahri konsolosluğu önünde protesto gösterisi düzenlendi.

Çin’in İstanbul konsolosluğu önünde açıklama yapan Doğu Türkistan Âlimler Birliği Başkanı Doç. Dr. Alimcan Buğda, “Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı toplama kampları ve hapishanelerde etnik soykırım yaptığını” hatırlatarak, Tayland’ın Uygurları Çin’e iade ederek bu soykırım suçuna ortak olduğunu ve bunun hesabını vermesi gerektiğini ifade etti.

Ardından, Uluslararası Doğu Türkistan Teşkilatları Birliği Genel Sekreteri Abdurreşit Eminhacı Basın açıklaması yaptı.

ÇİN’İN YAPTIKLARININ İSRAİL’DEN FARKI YOK

Eminhacı’nın okuduğu basın bildirisinde şu ifadeler yer aldı:

“BASIN AÇIKLAMASI

Değerli basın mensupları ve zulme karşı sesini yükselten tüm vicdan sahipleri,

Bugün burada, Tayland hükümetinin işlediği utanç verici bir suça, insanlığa karşı işlenmiş bir ihanete karşı öfkemizi haykırmak için toplandık!

Tayland hükümeti, 48 Uygur kardeşimizi soykırımcı Çin rejiminin cellatlarına teslim ederek açıkça cinayet işlemiştir! Kendi mahkemelerinde süreç devam ederken uluslararası hukuku, insan haklarını ve vicdanları hiçe sayarak, masum insanları ölüme yollamaktan çekinmemiştir.

Bu karar, Tayland’ın alnına sürülmüş bir kara lekedir! Bu ihanet, asla unutulmayacaktır!

Unutulmamalıdır!

Hiçbir ekonomik çıkar, hiçbir siyasi hesap, hiçbir kirli diplomasi 48 canın hayatından değerli olamaz! Tayland hükümeti, bu kardeşlerimizin başına gelecek her türlü işkence, ölüm ve zulmün doğrudan sorumlusudur! Ve unutulmasın: Bu işlenen suçun hesabı er ya da geç sorulacaktır!

Soykırımcı Çin’in kanlı ellerine Uygurları teslim eden ve buna sessiz kalan her devlet, bu soykırımın suç ortağıdır!

Uygur halkı sadece Çin’in zulmü altında değil, aynı zamanda gözlerini kapatan, menfaatleri uğruna insan haklarını pazarlık konusu yapan işbirlikçilerin ihanetine de maruz kalmaktadır!

Çin rejiminin Doğu Türkistan halkına uyguladığı baskı ve soykırım politikası, yozlaşmış siyasetçiler ve çıkar odakları sayesinde artık sınırları aşmış durumdadır.

Bugün dünyanın hiçbir yerinde hiçbir Doğu Türkistanlı güvende değildir.

Karşımızda, ekonomik gücünü kullanarak vicdanları satın alan, uluslararası hukuku hiçe sayan bir zulüm düzeni var!

Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin tutuklu olduğu bu 12 sene içerisinde tüm gücü ile çaba gösteren, insani diplomasi bağlamında elindeki tüm imkanları kullanan İHH’ya ve diplomasi ekibine ve Tayland'daki Müslüman topluma, insan hakları komisyonuna ve kendi can güvenliğini hiçe sayıp tutuklu Uygur kardeşlerimizin gönderilmesine tepki göstermekten çekinmeyen tüm Müslüman ve gayri müslim kardeşlerimize vefa borcumuz olduğunu hatırlatmak isterim. Elbet diğer Doğu Türkistan STK’ları, şahıslar ve kurumlar da elinden gelen her çabayı göstermiştir. ama maalesef tüm bu insanı duruş ve çabalar, Siyasi karar vericilerin merhametsiz çıkar duruşu önünde yetersiz kaldı.

Peki Neden yeterli baskı oluşturulmadı? Bugün 48 Uygur Türkü ölüme gönderilmişse, açık söylüyorum, Türkiye başta olmak üzere hiçbir ülkenin bu konudaki adımları ve yaklaşımı yeterli olmamış demektir.

Bu sessizlik, bu yetersizlik, yaşanacak her türlü işkenceye ve ölüme ortak olmak demektir!

Sözde değil, gerçek anlamda kardeşlik, zor zamanlarda gösterilir. Türkiye ve diğer ülkelerin hükümetleri, bu 48 kardeşimizi kurtarabilecekken sessiz kalarak tarihe utanç sayfası eklemişlerdir!

Buradan haykırıyoruz:

- Uluslararası toplum, Tayland'a yaptırım uygulanmalı.

- Türkiye hükümeti, İslami kardeşliği ve kültürel bağları olan Doğu Türkistan halkı için harekete geçmeli!

BM, AB, İslam İşbirliği örgümü gibi uluslararası kurum ve kuruluşlar, Çin devletinin gerçekleştirmekte olduğu soykırımı durdurmak adına acil ve caydırıcı tedbirler almalıdır.

Unutmayın, bugün sessiz kalanlar, yarın aynı zulmün hedefi olabilirler.

Doğu Türkistan halkı yalnız değildir, Vicdanlarınızı uyuşturmayın! 48 kardeşimiz için ses olun, nefes olun!