Sağlık Bakanlığı geleneksel tıp uygulamalarını düzenlemek için 2014’de bir yönetmelik çıkarmış ve Geleneksel, Tamamlayıcı ve Fonksiyonel Tıp Uygulamaları Dairesi’ni kurmuştu. İlgili yönetmeliğe göre 15 uygulama tanımlı. Bunlar akupunktur, apiterapi, fitoterapi, hipnoz, sülük, kupa, larva ve ozon uygulamaları, homeopati, kayropraktik, mezoterapi, proloterapi, osteopati, refleksoloji, müzik terapi. Yönetmeliği göre, söz konusu geleneksel yöntemler bakanlıkça yetkilendirilmiş ünite ve uygulama merkezlerinde, ilgili alanda sertifikalı tabipler ve diş hekimleri tarafından yapılabiliyor. SGK kamu ya da anlaşmalı kurumlarda yapılması halinde bu uygulamaları ödüyor. Ama bu uygulamaları yaptıran hastaların karşılaştıkları ciddi komplikasyonları tedavi etmek modern tıbba kalıyor.

AĞIZ İÇİNE KADAR SÜLÜK YAPIYORLAR
Diken'den Mesude Erşan'ın haberine göre ,İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği’nde de çalışan ve bu uygulamalara bağlı vakalarla ilgilenen Yavuz, “Lütfen akıllı olun” çağrısı yaptı: “En doğru tedavi, bilimsel kanıtlarla bulunmuş tedavi. Bugünkü hastalarımdan biri diz protezli bacağına hacamat yaptırmış diyabetli. Bacağında ağır enfeksiyon gelişmiş. Bir başkasının vücut ağrıları için ağız içi dahil her yerine sülük uygulanmış. Derin yerleşimli baş boyun enfeksiyonu olmuştu. Oysa ki hacamat ve sülüğün tıpta yeri yok denecek kadar az. Diğer yöntemlerden PRP’yle omurga, eklem, yüzde, ozonla omurgada, mide botoksuyla botulizm gibi çok ciddi enfeksiyonlar gördüm.”

Modern tıbbın kanıta dayalı hareket ettiğini, söz konusu yöntemlerin varsa faydalarının kanıtlarıyla ortaya konması gerektiğini belirten Yavuz, şöyle devam etti: “Birçok kanıtı olmayan uygulama, kontrolsüz şekilde çok fazla yapılıyor. O nedenle çok kaygılanıyorum. Bunların hiçbiri güncel tedavi rehberlerine girmedi. Kliniklerde zararlı etkilerini görüyoruz. Enfeksiyon komplikasyonları oluyor. Ameliyatlardan sonra da enfeksiyon gelişebilir. Ama hastanın ameliyatla belki hayatı kurtuluyor ya da yürüyebiliyor. Modern tıpta, müdahaleyle elde edilen kar, zarardan daha fazlaysa yaparız. Etkisi kanıtlanmamış bu yöntemlerle ne kar elde edileceği belli değil fakat zararı çok. Ölümlere de yol açabiliyor.”

 ZEHİRLENME VE MENENJİT TEHLİKESİ VAR    
Sülük vurulmasında da enfeksiyon riski var. Literatüre göre, enfeksiyon oranları yüzde 2,5-20 arasında değişiyor. En sık enfeksiyona neden olan aeromonas bakterisi. Aeromonas kan zehirlenmesi, bağ dokusu yangısı ve menenjite dahi yol açabiliyor.

Yavuz, “Sülüğü Mısır Çarşısı’ndan alıp kullanıyorlar. Sülükler deri bütünlüğünü bozuyor. Özellikle diyabetiklerde, derideki zararlı olmayan bakteriler vücuda girip enfeksiyon yapabiliyor. Protezi olanlarda sülük sonrası çok zor ve ağır enfeksiyon gelişiyor. Diş etinde iltihap var diye ağıza, sağdan soldan aldıkları sülükleri yapıştırıyorlar. Bunlar normal tıbbi uygulamalarmış gibi, yaygın bir şekilde kullanılıyor. Mesela ozonun ekleme yapılmasıyla çok tehlikeli olabilen eklem enfeksiyonuna yol açılabiliyor” dedi.

Hacamat da deri bütünlüğünü bozuyor. Özellikle diyabetik hastalarda, bağışıklığı baskılanmışlarda deri bütünlüğünü korumak çok önemli. Çünkü deri, enfeksiyonların vücuda girişini engelliyor. Yavuz, “Diyabetik hasta ağrım var deyip hacamat yaptırıyor, kan akıtıyor, oradan mikrop kapıyor. Yara iyileşmiyor. Hacamat sonrası ciddi enfeksiyon olan hastamız var” dedi.

PRP’nin (trombositten zengin plazma) çok kötü ortamlarda hazırlandığını anlatan Yavuz, “PRP’ye bağlı bir küf enfeksiyonu gördük. PRP omurga kemiğine yapılmış ve hasta küfü almıştı. İdeal koşullarda hazırlanmadığı için PRP nedeniyle eklem enfeksiyonları çok yaygın görülüyor” diye anlattı.  

HER PROFİLDEN İNSAN VAR
Ozon tedavisinin de çok yaygın kullanıldığını belirten Yavuz, “Biz çok zararlarını görüyoruz. Kaygılıyım açıkçası. Bir hastanın kemiğinde ozon sonrası enfeksiyon oldu. Aylar, yıllarca uğraştırıyor, felç kalabiliyor hastalar” uyarısı yaptı.

Bu geleneksel yöntemler, her sosyoekonomik ve kültürel seviyede kabul görüyor. “Benim açımdan en üzücüsü de bu” diyen Yavuz şunları söyledi: “Biri hacamat, sülük yaptırıyor öbürü PRP, ozon. Bence aralarında fark yok. Hepsi kanıtı olmayan uygulamalar. Bu sorunu usanmadan gündemde tutmak zorundayız.”

KAYITLAR KÖTÜ

Halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Çağatay Güler, hekimliğin en ilkel dönemlerine ait uygulamaların onaylanarak geçerli hale getirildiğini söyledi. Bu, tıp dışı uygulamaların neden olduğu sorunların kayıt sistemindeki yetersizlikler nedeniyle üzerinin örtüldüğünü belirten Güler, “Ciddi bir kayıt sistemi ve bağlantısı bulunmadığından söz konusu durumlar ortaya çıktığında bu uygulamayla yol açtığı sorun arasında ilişki kurulamıyor. Tıbbi kayıt sisteminin kar ve zarara yönelik reçete kayıtlarından çok daha önemli olduğu artık kabul edilmeli. Tıp dışı uygulamalara bağlı sorunların örtülmesine ve yok sayılmasına izin verilmemeli” dedi.

Güler, mevcut sağlık kayıt sisteminde sülük vurulması, hacamat, ot ilacı vb. uygulamaların yarattığı tehlikelerin farkına bile varılamadığını söyledi: “Örneğin sülüklerin üzerinde ince diş dizileri sıralanan üç çeneleri var. Uygulandıkları kişinin derisini dişleri ile yırtarak tükürükleri ile kan pıhtılaşmasını önleyici maddeler akıtırlar. Aslında bu maddelerin çoğu saflaştırılmış, dozu ayarlanabilir maddeler olarak elde edildi. Doz aşımına bağlı zehirleyici etki her zaman söz konusu. Sülük vurulmasıyla ilgili başlıca sorunlar enfeksiyonlar, kansızlık, sülük göçü, alerjik tepkiler. Sülük kendini yara dokusunun içine gömebilir. Alerjik tepkiler basit kaşıntıdan ileri derecede alerjik tepkilere kadar değişiklik gösterebilir ve ölümcül olabilir. Isırık yerinden uzaktaki dokularda, dudak ve göz çevresinde ileri derecede şişlikler görülebilir. Baş ağrısı, baş dönmesi ve bayılma ortaya çıkabilir.  İleri derecede kan kaybına ve buna bağlı kansızlığa neden olabilir.”