Kamuoyunda "Fatih Terim Fonu" olarak anılan, futbol ve iş dünyasından birçok ünlü ismin ponzi yöntemiyle dolandırıldığı olaya ilişkin süren davaya yeni kayıtlar eklendi.

Olayı soruşturan bankanın teftiş kurulu çalışanı ile Florya şube personeli arasında geçen konuşmanın ses kayıtları, dava dosyasına girdi.

Pençe-Kilit bölgesinde şehit var Pençe-Kilit bölgesinde şehit var

İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava dosyasında, müşteki Bülent Çeviker'in 13 Şubat'ta bankanın Florya şubesinden nakit 2 milyon 200 bin dolar çektiği işlemi gerçekleştiren 'O.' isimli banka personeli ile kendisini "banka teftiş kurulundan P." ismiyle tanıtan kişi arasında geçen konuşmalar yer aldı.

AA'nın aktardığı konuşmalarda, P. isimli kişinin "Florya şube müşterisi Bülent Çeviker 13 Şubat'ta 2 milyon 200 bin dolar nakit çekim işlemi yapmak istemiş, siz o işlemle ilgilenmişsiniz. Bu çekimin sebebini size ne olarak açıkladı? Detayları hatırlıyor musunuz?" sorusu üzerine, banka personelinin müşteki Çeviker'in şubede vadeli ve kur korumalı mevduat hesabı ile Eurobond'ları olduğunu ve tüm hesaplarını bozmak istediğini kendisine ilettiğini aktardı.

ŞÜPHELENDİM

Müştekinin parasını 92 günlük bağladığını ancak 91. günde bozduğunu ve bu durumu ilginç bulduğunu anlatan banka personeli O, parasını bir gün daha bekletmesi durumunda ana parasını döviz olarak alacağını ancak tarihinden önce kur korumalı mevduat hesabını kırdığı için faiz kaybettiğini ve ciddi zarar ettiğini Çeviker'e söylediğini ifade etti.

Çeviker'in parayı çekim sebebini İstinye'de kirada oturduğu evi satın almak olarak belirttiğini aktaran banka personeli, "Ben 'Yüksek para nakit alıp getir götür uğraşmayın, direkt hesaba atarız' dedim. 'Yok ben nakit olarak istiyorum' dedi. Hatta eşinin de hesabı vardı Florya şubede, özel bankacılıkta değil ama. Eşinin de Eurobond ve vadeli mevduatlarını bozduk o da nakit çekti diye biliyorum. Nakit çekim talimatını eşine yazacaktı. Eşi teslim alacaktı şubeden." ifadelerini kullandı.

BASKI ALTINDAYSA İŞARET GÖNDERMESİNİ İSTEDİ

Banka personeli O. daha önce başka müşterisinin dolandırılması üzerine kendisinin bu durumdan şüphelendiğini belirterek, Çeviker'i defalarca aradığını, Florya şube müdürüne de bilgi verdiğini belirterek, müştekiye açık ifadelerle baskı altındaysa kendisine bir işaret göndermesini talep ettiğini söyledi.

"İÇİME SİNMEDİ ARABAYLA MÜŞTERİNİN EVİNE GİTTİM"

Dolandırıcılık olayını soruşturan "banka teftiş kurulundan P." ile geçen görüşme içeriğine ilişkin de banka personeli O. şunları anlattı: "Yok hiçbir sıkıntı yok gayet iyiyim, dedi. Yine içime sinmedi arabayla İstinye'ye, müşterinin evine gittim. Çünkü evden çıkamıyor, rahatsızlığı var. 'Ben bu imzayı alamadan şube orijinalini görmeden yapamıyor, orijinalini ben gelip alayım sizden' diyerek aslında biraz da yalan söyledim ki gidip müşteriyi görebilmek için. Hiçbir sıkıntı yoktu, evde tek başınaydı. Oturduk, beraber kahve içtik, nakit çekim talimatının imzasını aldım. Sonra şube müdürüne WhatsApp'tan yolladım oradan işleme koydular. Aynı zamanda faks da çekildi bu şekilde işleme koydular."

"SİLAH ZORUYLA MI YAPTIRIYORLAR"

Teftiş kurulu görevlisinin ev ziyaretinde şüphelendiği bir durum olup olmadığını sorması üzerine ise banka personeli, "Yok yok, açık açık yüzüne dedim, 'Abi silah zoruyla mı yaptırıyorlar inan onu görmek için senin yanına geldim' dedim, teşekkür de etti. 'Yok öyle bir sıkıntı' dedi 'Kendi isteğimle bu evi almak için parayı çekiyorum' dedi." şeklinde konuştu.

226 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianamede sanık Seçil Erzan'ın, müştekilerin verdiği paralara ilişkin sahte belgeler oluşturarak, bu belgelere bankanın kaşesini ve ıslak imzasını atıp müştekilere teslim ettiği ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği ifade ediliyor.

Sanık Erzan'ın "özel belgede sahtecilik" ve "tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık" suçlarından 69 yıldan 226 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk'ün ise aynı suçlardan 3 yıl ile 65 yıl arasında değişen oranlarda hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.