DOLAR 16,8853 -2.7%
EURO 17,8334 -2.47%
ALTIN 991,58-2,31
BITCOIN 3619030,37%
Antalya
30°

AÇIK

13:12

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

NURİ KAYIŞ

NURİ KAYIŞ

28 Mayıs 2022 Cumartesi

Kadının Kadına Şiddeti

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası’nda 5 boksörümüzün altın madalya kazanması ve takım olarak birinci olmamız milyonlarca kişiyi sevince boğdu.

Gazeteler ve televizyonlar alınan sonucu “Destan yazdılar”, “Gurur duyduk”“Altın kızlar”, “Tarihe geçtiler” gibi coşkulu başlıklarla duyurdular.

Ben konuya biraz farklı yaklaşıyorum.

Boks iki insanın ring denilen alanda birbirleriyle öldüresiye bir kavgaya tutuşması ve sonuçta daha az dayak yiyenin başarılı olarak ilan edilmesidir.

Boksun spor filan olmadığını, yasaklanması gerektiğini ısrarla belirten tıp adamları ve yazarlar var dünyada.

Bunlar yazdıkları makalelerde ve yaptıkları açıklamalarda boks yapanların en az yarısında kalıcı nörolojik hasarlar oluştuğunu ısrarla belirtiyorlar.

Onların düşüncelerini saygıyla karşılıyorum.

İki kişi ringde olduğu gibi sokakta birbirlerine saldırsalar önce karakola götürülüp ifadeleri alınır, sonra mahkemeye çıkarılıp “taammüden öldürmeye tam teşebbüsten” yargılanırlar. 

Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu Muhammed Ali’nin başına gelenlerin ringdeki şiddetin spor sayılamayacağının önemli bir kanıtı olduğunu unutmamak gerekiyor.

Gelmiş geçmiş en iyi boksör sayılan Muhammed Ali, yaptığı karşılaşmalarda yediği yumrukların beyninde yarattığı tahribat sonucu 42 yaşında parkinson hastalığının pençesine düştü. Yıllarca bu hastalıkla yaşadı ve 72 yaşında acılar içinde öldü.

Türkiye yıllardır erkeklerin kadınlara yönelik şiddetini konuşuyor, yasalarda değişiklik yapıyor, cezaları ağırlaştırıyor.

Erkeğin kadına şiddetini durdurma üzerinde kafa yorduğumuz, çareler aradığımız bir dönemde kadının kadına şiddetini kutsamak doğru bir yaklaşım olamaz.

Devamını Oku

“BARON” Değil Elebaşı

0

BEĞENDİM

ABONE OL

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Bir baron daha yakaladık” dedi.

Baron dediği kişi büyük bir uyuşturucu çetesinin elebaşısı olan biri.

Bakan Bey elbette bunu uyuşturucuyla etkin mücadele içinde olduklarını vurgulamak için iyi niyetle söyledi ama gene de yanlış bir ifade kullandığını belirtmeliyim.

Türkçe sözlükler baronu, “Eskiden kimi Avrupa ülkelerinde soylulara verilen kont, şövalye gibi unvanlardan biri” diye tanımlıyor.

Bu kişilerin eşlerine de barones denirmiş o dönemde.

Tabii baron demek gibi, uyuşturucu çete üyelerine uyuşturucu örgütünün lideri demek de yanlış.Onlara bir paye verilmiş gibi oluyor.

Bence bu kişilerden söz ederken “uyuşturucu çetesinin elebaşısı” demek galiba en doğrusu.

Hazır söz uyuşturucudan açılmışken resmi raporlarda yer alan şu bilgileri paylaşmakta da yarar var:

-Uyuşturucu ticaretiterör örgütü PKK’nın en önemli gelir kaynaklarından biri. “Narkoterör” operasyonlarında 6 yılda 243 ton esrar, 279 milyon adet kök keneviri ele geçirildi.

-Afganistan’da uyuşturucu ticaretiyle uğraşanlar Türkiye üzerinden Avrupa’ya uyuşturucu sevk etmek için her yolu deniyorlar. Göçmen kaçakçılarının önemli bir bölümü uyuşturucu ticareti yapanların elemanları.

-Cezaevlerimizde 106 binden fazla uyuşturucu suçlusu bulunuyor.

-Uyuşturucuyla daha etkin mücadele için komşu ülkelerin yanı sırauyuşturucu ticareti yapanların hedef seçtiği tüm ülkelerle işbirliği içinde olunması zorunlu görünüyor.

-Özellikle ülkemizdeki sığınmacıların uyuşturucu ticaretinde kullanılması söz konusu. Buna çok dikkat etmek gerekiyor.

Devamını Oku

Siyaset ve Argo

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Siyaset adamlarımız konuşmalarında argoya giderek daha fazla yer vermeye başladılar.

“Vız gelir tırıs gider”, “Zıvanadan çıktınız”, “Alayınız gelsin”,  ‘Dangalak”, “Tıpış tıpış gideceksiniz” sözleri havada uçuşuyor.

Değerli siyaset adamlarımızı argo kullanma konusunda son derece yetenekli buluyor ve repertuarlarını zenginleştirmeleri için Ferit Develioğlu’nun“Türk Argo Sözlüğü” kitabından yararlanmalarını hararetle tavsiye ediyorum.

Bu kitabı okurlarsarakiplerini, “Tosladın mı şimdi duvara tereyağ” diye eleştirebilecekleri gibi, onlara“Toriği çalıştır Abuzittin Bey” diye de bağırabilirler. Ama en iyisi “Asma sakal takma bıyık, bu gidişin sonu karanlık”deyimiyle seslenmektir.

Boş bulunup,“Hafızanız sizi yanıltıyor olmalı, gerçek şu ki” diye başlayan bir cümleyi kesinlikle kurmamalı, onun yerine,“Atmasyonculuğun âlemi yok, bana martaval okuma, piyaz doğrama, ustura çalıştırma, madik atma”demelidirler.

Karşı tarafın sertleşmesi üzerine de şunları söyleyebilirler:

“Bozum havası çalma… Façanı alırım… Kurdeleni keserim… Mor ederim… Koftiliğin alemi yok.”

Tüm bunlar sonuç vermezse son çare olarak şu sözcüklerden yardım alabilirler:

“Ahlat”, “Andavallı”, “Denyo”, “Düdük makarnası”, “Taş arabası”, “Tırıvırı yelkenli.”

Devamını Oku

Rapor Çok, Okuyan Yok

Rapor Çok, Okuyan Yok
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kadına yönelik şiddet olaylarını araştırmak için son yıllarda iki ayrı komisyon kuruldu.

Aylarca çalışan bu komisyonlar yüzlerce sayfa tutan ayrıntılı raporlar hazırladı.

Ne var ki söz konusu raporlar raflarda tozlanmaya terk edildi, dile getirilen şiddeti önlemeye yönelik birçok akılcı çözüm önerisi icra makamlarınca dikkate alınmadı.

Dün bu raporlara göz gezdirdim ve “Neden bunları kimse okumuyor ve gereğini yapmıyor” diye üzüldüm.

İşte o raporlardan birkaç paragraf:

-Çocuklara okul öncesi dönemden itibaren sağlıklı iletişim, öfke kontrolü, stresle baş etme konularında dersler verilmelidir.

-Kadınlar ve erkekler her zaman eşit olarak nitelendirilmeli, onların eşit olmadığını söylemek nefret suçu kapsamına girmelidir.

-Evlenmek isteyenler, psikolojik testlerden geçirilmeli, sorunlu olduğu saptananların evlenmelerine engel olunmalıdır.

-Medya, kadına yönelik şiddet haberlerini verirken namus cinayeti, öfke nöbeti, kıskançlık krizi gibi saldırganı mazur gösterecek tanımlar yapmaktan kaçınmalı, şiddet mağduru kadının kimliğini açıkça ortaya koyarken saldırganı yüzünü buzlayarak gizleme yoluna gitmemelidir.

-Beyaz kadın ticareti yapmak ile randevu evi çalıştırmak da kadına yönelik şiddet eylemi kapsamına alınmalıdır.

-Kadınların yaklaşık yarısının boşanma sürecinde öldürüldüğü bilinmektedir. Bu gerçekten hareketle söz konusu dönemde kadınların korunmasına özel önem verilmelidir.

-Ruhsatsız silahlar şiddet olaylarında önemli rol oynamaktadır. Kişilerin bu silahları nerelerden ve nasıl temin ettikleri takip edilmelidir. 

-Şiddete uğrayan kadınlar, şiddete başvuran erkeklerle yaşamaya mahkûm olmamaları için yaşamlarını sürdürecek iş olanaklarına kavuşturulmalıdır.

-Sığınma evlerinin sayısı artırılmalıdır.

-Şiddet uygulayan erkekler tedavi altına alınmalıdır.

-Türk Dil Kurumu’na, kadınlar aleyhine ayrımcılık, şiddet ve cinsiyetçi ifadeler içeren sözcük ve deyimlerin sözlüklerden ayıklaması görevi verilmelidir.

-Üniversiteler, kadına yönelik şiddet ve bunun nasıl önlenebileceği konularında daha fazla araştırma yapmalıdır.

Devamını Oku

“SEHER YELİ ÇIK DAĞLARA”

“SEHER YELİ ÇIK DAĞLARA”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Zülfü Livaneli’nin Ülkü Tamer’in şiirinden bestelediği güzel bir şarkısı var:

“Seher yeli çık dağlara/Güneş topla benim için/Umutların arasından/ Güneş topla benim için.”

Doğalgaza, elektriğe, petrol ürünlerine zamlar geldikçe bu şarkıyı mırıldanıyorum.

Son olarak elektrik zamlarını protesto için faturasını ödemeyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun evinin elektriği kesilince bu şarkıyı bir kez daha söyleme gereksinimi duydum.

Türkiye doğalgaz ve petrol yoksulu. Ama buna karşın güneş ve rüzgâr bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biri.

Ve üzülerek ifade etmek gerekir ki bu potansiyel yeterince kullanılamıyor.

Yenilenebilir Enerji Yatırımcıları Derneği Başkanı Cem Özkök, Almanya’nın güneş ışınımı bakımından Türkiye’nin üçte biri olanağa sahip olmasına karşın bizden daha fazla güneş enerjisi ürettiğini belirtiyor, gerekli yatırımların yapılması halinde enerji gereksinmemizin yarısının güneşten karşılanabileceğini söylüyor.

Yine Özkök’ün söylediğine göre, rüzgâr konusunda da şanslı bir ülkeyiz. Ama yeterli sayıda santral kuramadığımız için onu da iyi değerlendiremiyoruz.

Evet, bir an önce gerekli santralleri kuralım.

Ve ben Zülfü Livaneli’nin şarkısını bu kez buruk değil coşkuyla söyleyeyim:

“Seher yeli çık dağlara/Güneş topla benim için/ Umutların arasından güneş topla benim için.”

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.