Bugün - 19 Şubat 2020 Çarşamba
Ankara 23°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Yeni Üye
Ekonomi Asayiş Politika Dünya Sağlık Eğitim Gündem Kulis Haber Spor Yerel Magazin Diğer »
Yazar Detayları

Aydın Ünal

Aydın Ünal - “Bizim” televizyonlar

“Bizim” televizyonlar
Yazı Tarihi: 23 Kasım 2017 Perşembe

İslamî tiyatro olur mu olmaz mı” tartışması daha bir yere bağlanamadan hayatımıza televizyon girdi. Uzunca bir süre de “İslamî televizyon olur mu olmaz mı” tartışması yapıldı. (O zamanlar evine televizyon sokmayan güzel abilerin sayısı şimdikinden çoktu.) Televizyon tartışması da daha bir yere bağlanamadan, 90’lı yıllarda, “bizim” televizyonlarımız yayına başladılar.

Devlet televizyonunda haftada bir, Perşembe akşamları, Asaf Demirbaş’ın sunduğu İnanç Dünyası programı olur, onda da “pekmezin faydaları” türünden sıkıcı sohbetler dönerdi. “Bizim” televizyonlar ise Besmele’yle, Kur’an-ı Kerim’le açılıyor, farklı sohbetler, farklı vaazlar sunuluyor; 24 saat helale ve harama riayet edilerek yayın yapılıyordu. Devlet ve özel kanalların tek tip haberler verdiği bir dönemde “bizim” televizyonlar bin bir meşakkate katlanarak gerçek haberler aktarıyorlardı.

Hakkını teslim edelim: Kanal 7 olmasa, 28 Şubat darbesinin tahribatı çok daha ağır olurdu.

“Bizim” televizyonların sayısı çoğalınca, kanallar arası rekabet başladı. Ayrıca reklam pastasından pay almak, bunun için de reytingi artırmak gerekiyordu. Kur’an, ilahi, vaaz yayınlayarak reyting artmıyordu. Tesettürlü-tesettürsüz kadın sunucu, şarkı-türkü, çalgı-çengi derken eğlence programları ekranları kaplayıverdi. Mahremiyet hızla irtifa kaybetti. Sınırlar esnetildi. Helal-Haram dairesinin yarıçapı epeyce ama epeyce uzatıldı.

“Bizim” televizyonlar, toplumu, televizyonculuğu dönüştürmek iddiasıyla ortaya çıkmışlardı; televizyonculuk ve show business “bizim” televizyonları dönüştürdü. Televizyonlarımız dönüşünce, toplum da dönüştü. Değer yargıları, edep, ahlak anlayışı ciddi erozyona uğradı. Taviz tavizi getirdi. Gayri meşrular tek tek “meşrulaşmaya” başladı.

80’lerde, tek kanallı Türkiye’de, Dallas isminde bir Amerikan dizisi her hafta evlere giriyordu. Dizi, ahlak anlayışımızı ve aile yapısını ciddi manada tehdit ediyordu.

O Dallas dizisini bugün “bizim” televizyonlarda yayınlasanız, muhafazakar kalır.

Üstelik Dallas bir “gavur” dizisiydi; belli bir temkinle izleniyordu. Şimdi ise, “bizim” televizyonlar bizi bize anlatır gibi yayın yaptıkları için asgari temkin de ortadan kalktı: Kimse çocukların gözlerini bile kapatmıyor, çocukları ekrandan uzaklaştırma gereği duymuyor, uygunsuz sahnelerde artık kimse kanal bile değiştirmiyor.

Çok izleniyor artık “bizim” televizyonlar… Uçlarda gezinen eğlence programlarıyla, “kayıpları buluyoruz” bahanesiyle aile sırlarını ifşa eden, aile ve kişisel mahremiyeti ayaklar altına alan programlarıyla, tarihi altüst eden dizileriyle, evlilik ve aile yapısını hedef alan şov programlarıyla, yarışmalarıyla, seviyesiz tartışma programlarıyla, her türlü hakaretin, sövgünün, ilkesizliğin, sınırsızlığın boy gösterdiği sözüm ona spor programlarıyla, çıplaklıkla, kötü Türkçe'yle, bize hiç benzemeyen ekran yüzleriyle artık milyonları ekranlara kilitliyor “bizim” televizyonlar...

Israrla “bizim” diyorsam, kuruluşlarındaki o garip gurebanın, fakir fukaranın dualarını ve katkılarını bildiğim için diyorum.

90’larda, televizyonu açıp da, Kabe’den canlı yayınla Kur’an dinlediğimizde, bizim motifleri, bizden yüzleri, bizim meselelerimizi, bizim haberlerimizi gördüğümüzde hangimiz duygulanmadık, hangimizin gözleri yaşarmadı? O günün ceberut devlet anlayışının propaganda makinası televizyonlara alternatifler üretildiğinde hangimiz umutlanmadık?

Güzel örnekleri, istisnaları hariç tutalım. Ancak, genel olarak “bizim” televizyonlara bakınca, bir Ahmet Kaya şarkısı daha gelip yerleşiyor dile: “Göğsüm daralıyor, yüreğim kanıyor… Olmasaydı sonumuz böyle…”

Bir de, Yılmaz Erdoğan’ın o güzel filmi, Vizontele’nin son sahnesini hatırlatıyor manzara: Besmele'yle açtıkları televizyonda oğullarının Kıbrıs’ta şehit düştüğü haberini almışlardı da, Siti Ana, Anadolu kadınının o derin basiretiyle televizyonu toprağa gömmüştü.

Toprağa gömemediğimiz, “İslamîleştiremediğimiz” televizyon, şimdi toplumun edebini, ahlakını, değerlerini, kutsallarını tehdit ediyor.

Oysa her şeyin başı edeptir. Edep olmadıktan sonra reyting zirveye çıksa, o zafer değil, “hiç”tir…

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

15 Temmuz ve Hakan Fidan
15 Temmuz: Hepimizin zaferi
Yeni kabine, yeni MYK
Amerika Kıtası’nı kim keşfetti?
Seçmenin AK Parti’ye mesajı
Muhalefetin kampanya hatası
Vicdan terazisi
24 Haziran direniştir!
Hedef 1 milyon
Muhalefete vaat önerileri
Prompter bozulursa
Rezzan el Neccar
Muhalefet ve hitabet
Faşizm lekesi silinmez
Muhasebe
Kürt meselesi ve 24 Haziran
Kürt meselesi ve 24 Haziran
İşte böyle! Çok güzel! Devam!
İnChe
Doğmamış çatı adaya ağıtlar
Erken zafer duygusuna dikkat
Adamlık sınavı
Çift pusula propagandasına dikkat
Aday adaylarına tavsiyeler…
İktidar ve iktisat
İnsana dokunmak
Hülâgû gelmeden…
Fransa yeniden Suriye’de
Hiçbir FET֒cü emniyette değil
AB’nin anlamadığı…
“Din Uğruna”
Bu PKK’lılar neden öldü?
Yüzsüzlüğün bu kadarı!
Büyük cihada hoş geldiniz!
Dindarlara baskı mı yapılıyor?
Nerede o eski troller!
‘Allı Turnam’
28 Şubat ve FETÖ
FETÖ tamam, ya Fetullahçılık?
Şantajın hesabı sorulur
HDP faşizmi çöküyor…
CHP dış politikada ne söylüyor?
CHP: Kaos içindeki düzen
Jin, jiyan, feryat, figan
PKK’nın kadınları: Jin, jiyan, tecavüz!
Terörü kaynağında kurutmak
Kürtler, PKK ve Afrin
10 soruda Afrin harekâtı
10 Eylül sabahı Yunan’ı savunmak
Necip Fazıl-Nihal Atsız ittifakı
AK Parti-MHP ittifakı: Faydalar ve riskler
Sarıkamış hatıraları
Vefa
2018 için okuma tavsiyeleri
CHP’nin gazına gelmek…
Fahreddin Paşa: Biz unuttuk Araplar unutamadı
Selçuklu Towers Miraç Asansör Hicret Turizm
Burj el Barajne
İşgal mi, ihanet mi?
Kudüs: Şimdi ne olacak?
Korkmayın, titreyin…
ABD operasyonunun mahiyeti!
“Akıllı” Fetullahçılar
Kılıçdaroğlu’na operasyon
Zarrab davasının sonuçları ne olur?
“Bizim” televizyonlar
PKK solu da katletti
Ekim Devrimi’nin 100. yılında Türkiye solu
Ekim Devrimi: Ölmeseydi 100 yaşında olacaktı
Karamsarlığa dikkat
Seçim yok, ekonomi büyüyecek
Seçimle gelen diktatör yoktur
Narcos
Bahtı kara Ankara
Kavala’ya devrimsel bir dokunuş
Tezgâh
McDonald’s, Starbucks, Burger King ve FG
Bahar temizliği başladı
Arapların gözüyle Türkiye
Li Beyrut
Diyarbakır’da ‘megri’ demiştik, evet!
Son ordu
Terör’e göz kırpmak CHP’ye kazandırıyor
Devlet ve püskevit
Erdoğan ve AK Parti eleştirilemez mi?
Devlet beni keşfedemedi
Uzmanlar aranıyor
AK Parti ve gelecek (6) FETÖ ile mücadele
AK Parti ve gelecek - 5 Kürt Meselesi
AK Parti ve gelecek - 4
AK Parti ve gelecek – 3
AK Parti ve gelecek - 2
AK Parti ve gelecek - 1
Mahzun Afganistan
Uzun ince yol
Yeter ki Fetullah’a dokunmasın
Tuzak
Şehirlerimiz çirkinleşiyor
Osmanlı yok, Türkler burada
Kudüs ve aşk
Yeni bakanlar
Neden çözülmüyorlar?
Kısa Türkiye Tarihi 15 Temmuz’a Nasıl Geldik?
Tetikteyiz, tehditkârız
Annesinden şehide mektup
Muhalefetin sorumluluğu, iktidarı da bağlar
Annesinden şehide mektup
Kılıçdaroğlu başardı
Kazakistan’da FETÖ tehdidi
Pir-i Türkistan
Önce endişe sonra sevinç
Kürtler kopmasın diye…
Londra’da ‘Asım’larla iftar
Tabutla çıkacaklar!
CHP’ye övgü
Katar Krizi: Kim kimdir?
5 No'lu'dan ders çıkarmak
Gündem Türkiye
Arif
Tek millet
21 Mayıs kongresi
Şerif Hüseyin’den Salih Müslim’e
AK Parti kongreleri
Devrim çocuklarını yer
Aşkım, sevdam, tutkum, kavgam…
“Deli çocuklardan” mektup
Gençler büyük iş çıkardılar
Dava delileri
Bu burukluk niye?
Yeni Türkiye
Kararsız mısınız?
Ne tesadüf!
“Ülkeyi sokakta bulmadık”
Kontrolsüz muhalefet
Propaganda aracı olarak yalan
Bahar yakındır
Diğer Yazarlar

Şantaj Rejimi
İdlib'de çözüm, askeridir, diplomaside zaman kaybetmeyin!..
2019'a dikkat
Yeni nesiller geliyor.
Nasıl çıldırdılar?
Ordu ele geçirilirken paşa paşa oturdunuz!
Öğreten mekanlar: Kütüphaneler
Ekonomi Yazıları - I- İşsizlik nasıl bir haldir?
FETÖ'den canı yananlar(!)
Bu bir ihtiyaçsa...
Yazarlar
Ardan Zentürk
İdlib'de çözüm, askeridir, diplomaside zaman kaybetmeyin!..
Cilvegözü sınır kapısından geçip ...
Vedat Bilgin
Ordu ele geçirilirken paşa paşa oturdunuz!
Şimdi çıkıp siyaset kurumunu suçlama...
Markar Eseyan
Nasıl çıldırdılar?
Merhum Attila İlhan Türk aydınının “yab...
Mehmet Metiner
Yeni nesiller geliyor.
Yeni nesiller geliyor. Her nesille birlikte yeni ...
Yalçın Akdoğan
Şantaj Rejimi
ABD’nin ‘Yüzyılın Anlaşması&rsquo...
Eymen Zorlu
Öğreten mekanlar: Kütüphaneler
Galvanize etmek… Bir kavram, bir deyim&hel...
Ali Kemal Koç
Bu yürüyüş ak menzile götürür mü?
Menzile gidebilmek için önce inanmanız...
Payidar Güven
FETÖ'den canı yananlar(!)
Türk tarihinde eşi menendi görülmem...
Çetin Dağaşan
2019'a dikkat
Referandumu değerlendirecektik… Devam edel...
Nedim Atakol
Ekonomi Yazıları - I- İşsizlik nasıl bir haldir?
The Great depression’u bilirsiniz… B...
Dilek Yılmaz
Bu bir ihtiyaçsa...
Anayasa değişikliklerinden bahsediyorum... Bir yı...
Röportajlar
REKLAM VERİN FARKLILIK YARATIN!
REKLAM VERİN FARKLILIK YARATIN! Reklamınızı “Reklam” bölümünde yayınlayarak farklılık yaratın. Böylece ürün ya da web...
»
Tarihte Bugün
1405 - Emir Timur'un vefatı.
1918 - Erzincan/Çayırlı'nın kurtuluşu.
Günün Sözü
Ya Ali, cenazemi sen yıkayacaksın. Borcumu sen ödeyeceksin, zimmetimi sen ifa edeceksin?
(Hz. Muhammed)
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(383 Online) 0,71ms