Bugün - 23 Eylül 2019 Pazartesi
Ankara 23°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Yeni Üye
Ekonomi Asayiş Politika Dünya Sağlık Eğitim Gündem Kulis Haber Spor Yerel Magazin Diğer »
Yazar Detayları

Aydın Ünal

Aydın Ünal - Neden çözülmüyorlar?

Neden çözülmüyorlar?
Yazı Tarihi: 17 Temmuz 2017 Pazartesi

15 Temmuz darbe girişiminin 1. yıldönümünü çokça hüzünle, bir o kadar da coşkuyla idrak ettik. Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere 81 vilayette sokaklar, meydanlar doldu taştı. Birliğimizi tekrar sergileyerek düşmana korku saldık, dostu sevindirdik, umutlandırdık.

Ankara’da en muhteşem tören, 15 Temmuz gecesi bombalandığı saatte TBMM önünde yapıldı. Ulus’tan, ilk Meclis’in önünden yürüyüşe geçen Ankaralılar Meclis önünde toplandılar, en çok şehidi verdiğimiz Meclis önünde, Genelkurmay kavşağında, şehitlerimizi andılar, zafer heyecanını tekrar yaşadılar.

Meclis önündeki törenlerde Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez uzun, ama gerçekten uzun bir dua yaptı. Duasında her meseleye değindi, Rabbimiz'den her şeyi istedi. Ancak, her konuya değinen o uzun duada, Fetullahçılar’a ilişkin hiçbir vurgu, hiçbir tespit, hiçbir temenni yoktu.

Kuşkusuz Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez bunu kasıtlı yapmadı. Kendisi, özellikle 17/25 Aralık’tan sonra Fetullahçılar’a yönelik en ağır, en esaslı eleştirileri getiren ve bunun için de çokça saldırıya maruz kalmış bir Diyanet İşleri Başkanı. Ancak, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Fetullahçılık’la mücadelede daha fazla sorumluluk alması da artık bir zorunluluk.

Aradan 1 yıl geçti ama Fetullahçılar çözülmüyorlar. Neden?

17 Aralık 2013, Fetullahçılar’la mücadelenin resmen başladığı tarih. Fetullahçılar, emniyet ve yargı eliyle seçilmiş hükümete darbe girişiminde bulundular. Hükümet de, 50 yıldır sinsice büyüyen bu yapıya karşı savaş ilan etti.

Recep Tayyip Erdoğan, etrafındaki bir avuç yol arkadaşıyla girdi mücadeleye. Hem tüm gövdesiyle kavga ediyor, hem de devletin kurumlarını, bürokrasiyi, sivil toplumu, iş dünyasını, medyayı, hatta kendi partisini, kendi arkadaşlarını bu hayati derecede önemli kavgaya girmeleri için teşvik ediyor, her birini “iteklemek” zorunda kalıyordu. Hem başkomutanlık, hem neferlik yapıyordu. Meselenin siyasi boyutu kadar, stratejik, lojistik, teorik, hatta akademik boyutuyla da mecburen kendisi ilgileniyordu.

Erdoğan’ın kavgadaki yalnızlığını gören Fetullah Gülen, bunu fırsata çevirip, örgütünü tamamen kapatıyor, örgütüne saldırı altında oldukları duygusunu pompalıyor, sürekli umut vadederek, örgütü bir arada tutabiliyordu.

Şu acı bir gerçek: Erdoğan’ın kavgasına, 15 Temmuz’a kadar herkes girmedi. “Bu benim kavgam değil” diyenler, “aman Fetullah’ın şirreti bana değmesin” diyenler, “kim kazanacak bakayım, ona göre safımı belirlerim” diyenler oldu.

Meselenin ciddiyeti 15 Temmuz’dan önce anlaşılabilseydi, kavganın Erdoğan-Gülen kavgası değil, Türkiye’nin bağımsızlığı meselesi olduğu idrak edilebilseydi, Erdoğan yalnız bırakılmasaydı, örgüt bu kadar birbirine kenetlenemeyecek, çok daha önceden çözülebilecekti.

İstisnalar hariç, en çok konuşması, en çok uyarı, tavsiye, telkin, tebliğ yapması gereken İslami cemaatler, o cemaatlerin önderleri maalesef “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” fırsatçılığıyla sustular.

En büyük görev Diyanet İşleri Başkanlığı’nındı. Bu korkunç yapının sapkınlığını, halk diliyle halka en çok onlar anlatabilirdi. Her hafta milyonlara ulaşabilen hutbeler örneğin en önemli imkandı… Olmadı.

Üniversiteler, akademisyenler, aydınlar derinlikli analizlerle bu sapık örgütü çalışabilirlerdi. Güzel işler, güzel makale ve kitaplar çıktı ama hem yetersiz kaldı, hem de halka ve örgütün içlerine ulaşamadı.

Medya, inandırıcılığı ve hatta güvenilirliği şüpheli yayınlarla, örgütü iteledi, kümeleştirdi, örgüte çelikten duvarlar çekilmesine zemin hazırladı.

Mücadelenin her boyutu Erdoğan’a yüklendiği için, kavgada tarihi sorumluluk taşıyanlar kenarda durup seyrettiler.

Çözülmesini, dağılmasını, içinde isyanlar çıkmasını, içinden itirafçılar çıkmasını beklediğimiz bir örgüt, daha fazla içine kapanıyor, daha fazla birbirine kenetleniyor, ketumlaşıyor, hatta mağduriyet edebiyatı üzerinden aileleri de kendi safına çekiyorsa, durup düşünmek zorundayız.

Tarihin bu en korkunç, en tehlikeli örgütüyle sadece siyasi dil üzerinden mücadele yürütemeyiz. Sadece kavga dili ise, örgütü çökertmiyor, tam tersine koruyor.

15 Temmuz’un üzerinden 1 yıl geçti. Şimdi artık geç de olsa “yumuşak güc’ün devreye girme zamanı. Duaların, vaazların, hutbelerin, sohbetlerin, kitap ve makalelerin siyasi dil ve kavga dilinin önüne geçmesi gerekiyor.

Mücadele Bedir ve Uhud’dan ibaret değil. Hazreti Peygamber, “kalpleri mühürlü” deyip tebliği bıraksaydı, Mekke’nin fethi mümkün olur muydu?

Bize, Fetullahçılık gibi bir sapkınlıkla mücadelede, örgütün çelik duvarlarını yıkıp içeriyi dağıtacak “akıl ve dil” gerekiyor.  Haksız yere Recep Tayyip Erdoğan’ın üzerine yüklenmiş bu yükü alma zamanı geldi de geçiyor.

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

15 Temmuz ve Hakan Fidan
15 Temmuz: Hepimizin zaferi
Yeni kabine, yeni MYK
Amerika Kıtası’nı kim keşfetti?
Seçmenin AK Parti’ye mesajı
Muhalefetin kampanya hatası
Vicdan terazisi
24 Haziran direniştir!
Hedef 1 milyon
Muhalefete vaat önerileri
Prompter bozulursa
Rezzan el Neccar
Muhalefet ve hitabet
Faşizm lekesi silinmez
Muhasebe
Kürt meselesi ve 24 Haziran
Kürt meselesi ve 24 Haziran
İşte böyle! Çok güzel! Devam!
İnChe
Doğmamış çatı adaya ağıtlar
Erken zafer duygusuna dikkat
Adamlık sınavı
Çift pusula propagandasına dikkat
Aday adaylarına tavsiyeler…
İktidar ve iktisat
İnsana dokunmak
Hülâgû gelmeden…
Fransa yeniden Suriye’de
Hiçbir FET֒cü emniyette değil
AB’nin anlamadığı…
“Din Uğruna”
Bu PKK’lılar neden öldü?
Yüzsüzlüğün bu kadarı!
Büyük cihada hoş geldiniz!
Dindarlara baskı mı yapılıyor?
Nerede o eski troller!
‘Allı Turnam’
28 Şubat ve FETÖ
FETÖ tamam, ya Fetullahçılık?
Şantajın hesabı sorulur
HDP faşizmi çöküyor…
CHP dış politikada ne söylüyor?
CHP: Kaos içindeki düzen
Jin, jiyan, feryat, figan
PKK’nın kadınları: Jin, jiyan, tecavüz!
Terörü kaynağında kurutmak
Kürtler, PKK ve Afrin
10 soruda Afrin harekâtı
10 Eylül sabahı Yunan’ı savunmak
Necip Fazıl-Nihal Atsız ittifakı
AK Parti-MHP ittifakı: Faydalar ve riskler
Sarıkamış hatıraları
Vefa
2018 için okuma tavsiyeleri
CHP’nin gazına gelmek…
Fahreddin Paşa: Biz unuttuk Araplar unutamadı
Selçuklu Towers Miraç Asansör Hicret Turizm
Burj el Barajne
İşgal mi, ihanet mi?
Kudüs: Şimdi ne olacak?
Korkmayın, titreyin…
ABD operasyonunun mahiyeti!
“Akıllı” Fetullahçılar
Kılıçdaroğlu’na operasyon
Zarrab davasının sonuçları ne olur?
“Bizim” televizyonlar
PKK solu da katletti
Ekim Devrimi’nin 100. yılında Türkiye solu
Ekim Devrimi: Ölmeseydi 100 yaşında olacaktı
Karamsarlığa dikkat
Seçim yok, ekonomi büyüyecek
Seçimle gelen diktatör yoktur
Narcos
Bahtı kara Ankara
Kavala’ya devrimsel bir dokunuş
Tezgâh
McDonald’s, Starbucks, Burger King ve FG
Bahar temizliği başladı
Arapların gözüyle Türkiye
Li Beyrut
Diyarbakır’da ‘megri’ demiştik, evet!
Son ordu
Terör’e göz kırpmak CHP’ye kazandırıyor
Devlet ve püskevit
Erdoğan ve AK Parti eleştirilemez mi?
Devlet beni keşfedemedi
Uzmanlar aranıyor
AK Parti ve gelecek (6) FETÖ ile mücadele
AK Parti ve gelecek - 5 Kürt Meselesi
AK Parti ve gelecek - 4
AK Parti ve gelecek – 3
AK Parti ve gelecek - 2
AK Parti ve gelecek - 1
Mahzun Afganistan
Uzun ince yol
Yeter ki Fetullah’a dokunmasın
Tuzak
Şehirlerimiz çirkinleşiyor
Osmanlı yok, Türkler burada
Kudüs ve aşk
Yeni bakanlar
Neden çözülmüyorlar?
Kısa Türkiye Tarihi 15 Temmuz’a Nasıl Geldik?
Tetikteyiz, tehditkârız
Annesinden şehide mektup
Muhalefetin sorumluluğu, iktidarı da bağlar
Annesinden şehide mektup
Kılıçdaroğlu başardı
Kazakistan’da FETÖ tehdidi
Pir-i Türkistan
Önce endişe sonra sevinç
Kürtler kopmasın diye…
Londra’da ‘Asım’larla iftar
Tabutla çıkacaklar!
CHP’ye övgü
Katar Krizi: Kim kimdir?
5 No'lu'dan ders çıkarmak
Gündem Türkiye
Arif
Tek millet
21 Mayıs kongresi
Şerif Hüseyin’den Salih Müslim’e
AK Parti kongreleri
Devrim çocuklarını yer
Aşkım, sevdam, tutkum, kavgam…
“Deli çocuklardan” mektup
Gençler büyük iş çıkardılar
Dava delileri
Bu burukluk niye?
Yeni Türkiye
Kararsız mısınız?
Ne tesadüf!
“Ülkeyi sokakta bulmadık”
Kontrolsüz muhalefet
Propaganda aracı olarak yalan
Bahar yakındır
Diğer Yazarlar

2019'a dikkat
Ne saray var, ne diktatörlük! Yeni dönemin ruhu!
Ne yapmalı nasıl yapmalı…
15 Temmuz ve Hakan Fidan
Ölüme meydan okuyanlar!
Öğreten mekanlar: Kütüphaneler
Ekonomi Yazıları - I- İşsizlik nasıl bir haldir?
FETÖ'den canı yananlar(!)
Bu yürüyüş ak menzile götürür mü?
Yazarlar
Vedat Bilgin
Ölüme meydan okuyanlar!
O gün önce onlar şaşırmışlardır; Tü...
Aydın Ünal
15 Temmuz ve Hakan Fidan
Aslında her şey, Hakan Fidan’ın 25 Mayıs 201...
Mehmet Metiner
Ne saray var, ne diktatörlük! Yeni dönemin ruhu!
İngiliz BBC kanalı canlı yayında hazımsızlığını na...
Markar Eseyan
Ne yapmalı nasıl yapmalı…
Dünya Türkiye’nin dirilişini izliy...
Eymen Zorlu
Öğreten mekanlar: Kütüphaneler
Galvanize etmek… Bir kavram, bir deyim&hel...
Ali Kemal Koç
Bu yürüyüş ak menzile götürür mü?
Menzile gidebilmek için önce inanmanız...
Payidar Güven
FETÖ'den canı yananlar(!)
Türk tarihinde eşi menendi görülmem...
Dağıstan Çetin
2019'a dikkat
Referandumu değerlendirecektik… Devam edel...
Nedim Atakol
Ekonomi Yazıları - I- İşsizlik nasıl bir haldir?
The Great depression’u bilirsiniz… B...
Röportajlar
REKLAM VERİN FARKLILIK YARATIN!
REKLAM VERİN FARKLILIK YARATIN! Reklamınızı “Reklam” bölümünde yayınlayarak farklılık yaratın. Böylece ürün ya da web...
»
Tarihte Bugün
1856 - Devlet Demir yollarının kuruluşu.
1922 - Çan'ın kurtuluşu
2006 - Sonbaharın başlangıcı
Günün Sözü
Zengin, çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir.
(Hz. Muhammed)
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(293 Online) 0,87ms