Bugün - 26 Eylül 2020 Cumartesi
Ankara 23°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Yeni Üye
Ekonomi Asayiş Politika Dünya Sağlık Eğitim Gündem Kulis Haber Spor Yerel Magazin Diğer »
Yazar Detayları

Aydın Ünal

Aydın Ünal - Kısa Türkiye Tarihi 15 Temmuz’a Nasıl Geldik?

Kısa Türkiye Tarihi 15 Temmuz’a Nasıl Geldik?
Yazı Tarihi: 15 Temmuz 2017 Cumartesi

Kuruluş 

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nın tüm cephelerinde mağlup olur. 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması’yla mağlubiyet resmiyet kazanır. Kısa süre sonra düşman askerleri İstanbul’a ulaşır. 16 Mart 1920’de, Osmanlı Cihan Devleti’nin, Türklerin Başkenti İstanbul resmi olarak da işgal edilir.

Yunanlılar, galiplerin Anadolu’da kendilerine sunduğu fırsatı değerlendirememiş, açgözlülükleri nedeniyle Ege’nin ötesine geçmiş, Kurtuluş Savaşı’yla Ege Denizi’ne dökülmüşlerdir.

Bugün Ortadoğu adı verilen coğrafyaya son şeklini vermenin zamanı artık gelmiştir.

24 Temmuz 1923’de, savaşın galipleri ile Ankara Hükümeti arasında Lozan Antlaşması imzalanır.

6 Ekim 1923’de İngilizler İstanbul’un işgaline son verirler.

23 gün sonra, 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilan edilir.

Bölgeyi paylaşmak ve kontrol altında tutmak için yapılan gizli Sykes-Picot Antlaşması artık tamamen şekillenmiştir. Batum’dan Selanik’e, Sana’dan Kırım’a kadar haritalar çizilmiş, yönetimler teşekkül ettirilmiştir.

Mondros’tan bugüne, 99 yıldır, hem ülkemizde, hem de bölgemizde yaşanan krizlerin tamamı, bu harita tasarımının ve idari teşekkülün sürekli iltihaplanmasından ve iltihaplara yapılan operasyonlardan başka bir şey değildir.

Zaman zaman küçük şekil değiştirmeler, düzeltmeler, tashihler olsa da, düzen, İsrail Devleti’ni muhafaza etmek,  Müslümanları Kudüs’ten uzakta tutmak, Ortadoğu zenginliğini sömürmek ve Müslümanların ayağa kalkmasını önlemek üzere kurulmuştur.

Bölgede kurgulanmış düzeni muhafaza etmek adına diktatörler kollanmıştır.

Terör örgütlerine, terör eylemlerine, iç çatışmalara, savaşlara, yoksulluğa, sömürüye, zulme hep kurulu düzeni korumak adına göz yumulmuş, alan açılmış, destek sağlanmıştır.

Bu 99 yıl içinde, bölgedeki hemen her askeri darbe, kurulu düzeni, statükoyu tahkim etmek adına yapılmıştır.

Kudüs’ün statüsü değişmediği, İsrail tehdit edilmediği, petrolün Batı’ya akışı aksamadığı müddetçe, Müslümanların ezilmesinde,  sömürülmesinde, ölmesinde hiçbir beis yoktur.

Kurulu düzeni tehdit ediyorsa, insan haklarının, demokrasinin, milli iradenin, demokratik muhalefetin, ifade ve basın özgürlüğünün, kısacası Batılı değerlerin hiçbir anlamı da, hiçbir hükmü de yoktur.

Lozan’ı Tahkim Etmek

Türkiye’nin 94 yıllık kısa tarihini Lozan şekillendirdi. Dış politika, ekonomi politikaları, güvenlik politikaları hep Lozan çerçevesinde kontrol altında tutuldu. Türkiye’nin modernleşmesi hep Lozan’la, yani statükoyla uyumlu ilerledi.

Kendi başına hareket eden, kendi kendini idare eden bir Türkiye demek, Lozan ruhunun ölmesi, statükonun bozulması demekti; buna izin verilmedi.

Türkiye ne zaman rayından çıksa, yolundan sapsa, iddia sahibi olsa, ne zaman prangalarından kurtulmak için hamle yapsa, karşısında Lozan’ın, statükonun ruhunu buldu.

Girişilen her darbenin tek nedeni vardı: Lozan’ı, yani statükoyu tahkim etmek.

Merhum Menderes, ezanı aslına tahvil ettiği, ekonomiyi büyüttüğü, dış politikada bağımsızlık arayışına girdiği, milletiyle sarsılmaz bir muhabbet kurduğu için Lozan’ın ruhunu rahatsız etti; onun için kendi ruhunu teslim etmek zorunda kaldı.

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat… Hepsi de kontrolden çıkan Türkiye’yi kontrol altına almak, Lozan’ın ruhunu korumak, Lozan’ı tahkim etmek, statükoyu yaşatmak adına yapıldı.

Cumhuriyet tarihimizin en çok kullanılan kavramlarından olan “İrtica”ı “Şeriatın gelmesi” olarak, “geriye gidiş” olarak okuyanlar yanılırlar; irtica, Lozan’ın, yani statükonun sorgulanması demekti.

Anadolu İhtilali

Gavur’un Türkiye’ye biçtiği elbise millete dar geliyordu.

Onun için Menderes kazanıyor, Özal kazanıyordu.

3 Kasım 2002’de, Lozan’ın 79’uncu yılında, millet, AK Parti’yi iktidara taşıyarak, Recep Tayyip Erdoğan’ı kendisine lider seçerek, bir kez daha kendisine dar gelen elbiseye isyan etti, cendereyi kırma girişiminde bulundu. Millet, Anadolu İhtilali’nin en sağlam adımını attı.

Recep Tayyip Erdoğan, ekonomideki istikrarsızlığa son verdi, tezgahları bozdu. Türkiye ekonomisi rekor seviyelerde büyüdü, faizler rekor seviyelerde düştü, ihracat, üretim, yatırım, istihdam arttı. Türkiye ekonomisi şaha kalktı.

Ekonomideki büyüme, Lozan ruhuna, statükoya vurulan ağır bir darbeydi.

Türkiye onurlu, kararlı ve cesur bir dış politikaya kavuştu. Lozan ruhu bundan hazzetmiyordu.

Demokrasinin standartları yükseliyor, özgürlükler genişliyor, bu da Türkiye’de sanal fay hatlarını ortadan kaldırıyordu. Bu da Lozan anlayışına aykırıydı.

Recep Tayyip Erdoğan, Kürt meselesinin çözümü için gövdesini ortaya koydu. Kürt meselesinin çözümü demek, PKK terörünün bitmesi demek, Lozan ruhunun tükenmesi demekti.

Daha fazlasını yaptı Recep Tayyip Erdoğan…

Dünya 5’ten büyüktür diyerek uluslararası sistemi sorgulamaya başladı.

Filistin meselesini dilinden ve gönlünden düşürmedi.

İsrail’in zulmüne zulüm, Batı’nın çifte standartlarına dobra dobra iki yüzlülük dedi.

Daha da ileriye gitti…

Savunma sanayiini büyüttü; uçak, gemi, denizaltı, tank, helikopter, füze, uydu, silah imal eden bir Türkiye inşa etti.

TİKA, THY, Anadolu Ajansı, Kızılay, AFAD, Diyanet, Yunus Emre Enstitüleri gibi kurumlarla dünyaya, mazlumlara el uzattı.

Dünyanın her yerinde zalimin karşısında durdu, mazlumun yanında oldu, 4 milyon Suriyeliye en zor zamanlarında kol kanat gerdi.

Birinci Dünya Savaşı’nı, 100. Yıldönümünde sorguladı, Çanakkale şehitlerimizi anma törenlerini dünyaya yaydı, Kut-ül Amare savaşını hatırladı, hatırlattı.

Statükonun ruhu adeta can çekişiyordu artık.

Türkiye üzerine dar gelen elbiseyi parçalıyor, kabuğunu kırıyor; Türkiye “kontrolden” çıkıyor, Lozan için, statüko için tehlike çanları çalıyordu.

Bir şeyler yapmalıydı artık.

Londra ve Vaşington

çok uzak

Osmanlı’nın ve Türklerin kalbi İstanbul’u ele geçirinceye kadar çok zayiat vermişti İngiltere. Çanakkale’de hezimet yaşamış, Kut-ül Amare’de Büyük Britanya tarihinin en hazin yenilgisini almıştı.

1923’de, Lozan’ı imzalattıktan sonra, İstanbul’dan giderken, sık sık geri gelmemek için elbette tedbirlerini de alacaktı.

Lozan’ı imzalayan CHP, adeta celladına aşık olmuş, kerhen imzaladığı başarısız Antlaşma’ya aşkla tutunmuştu. Statükoyu korumak, “irtica”a karşı durmak varoluş sebebiydi CHP’nin.

Modernleşme karabasan gibi çöktü milletin üzerine. İslam, değerler, kutsallar birer birer saldırıya uğradı. Eğitimle yeni nesiller üretildi. Medyadan sanata, fikir dünyasından ekonomiye kadar her alanda “muhibler” yetiştirildi.

Yetmez, sistemin, devletin kılcal damarlarına ajanlar yerleştirildi.

Bu da yetmez, statüko için, emperyalizm için çatışacak terör örgütleri üretildi, Türkiye’nin başına bela haline getirildi.

Her seferinde Londra’dan, ya da sonraları Vaşington’dan müdahale etmeye gerek yoktu artık.

Her seferinde Lawrence’ler göndermeye gerek yoktu.

Statükonun içerdeki bekçileri, Türk görünümlü Lawrence’ler, asker görünümlü hainler, solcu görünümlü emperyalistler, dindar görünümlü Fetullahçılar, Gavur için gerektiğinde gerekeni yapıyorlardı.

Statüko İçin

İşler İyi Gitmiyor…

Kontrolden çıkan Türkiye’yi yeniden kontrol altına alma zamanı gelmiş, geçiyordu…

Darbe senaryoları yazıldı. AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan senaryoları yırtıp attılar.

Muhtıralar geldikleri yere gönderildi.

Devletin en önemli kurumlarından MİT’in başına “yerli” bir müsteşar getirilmişti; statüko adına büyük tehditti ve derhal oradan uzaklaştırılması gerekiyordu. Statükonun içerdeki ajanları, hain Fetullahçılar tarafından yürütülen Operasyon başarısız oldu.

Yine Statükonun bekçisi Fetullahçılar tarafından organize edilen Gezi olayları anarşiye dönüştü. Ekonomiye, huzura, istikrara ağır bir saldırı yapıldı. Erdoğan bu tuzağı da bozdu.

17/25 Aralık’ta Erdoğan ve AK Parti’ye hukuk darbesi denendi. Bu tezgah da bozuldu.

Statükonun tüm bekçileri devreye alındı. Fetullahçılar, PKK, DHKP-C, DAİŞ, HDP, CHP, statüko medyası, uluslararası medya… Hepsi birden saldırdı. Erdoğan dik durdu; liderinin dik durduğunu gören Türkiye dik durdu.

Statüko tarafından, artık çok acil, çok sert bir tedbirin devreye alınması gerekiyordu. Akacak kanın önemi yoktu, statüko ne pahasına olursa olsun mutlaka galip gelmeliydi.

15 Temmuz: Büyük Zafer

Cumhuriyet tarihinin en kanlı, en alçakça, en acımasız saldırısını yaptılar.

Milletin seçtiği, milletin sevgilisi, dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan’a suikast girişiminde bulundular.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombaladılar.

Uçakları, helikopterleri, tankları, otomatik silahlarıyla ölüm saçtılar.

Milleti bir kez daha sindireceklerini zannediyorlardı. Türkiye’yi, bedeli ne olursa olsun, ne kadar kan akarsa aksın, kontrol altına almak, yeniden “rayına” yerleştirmek istiyorlardı.

Hesap etmedikleri şuydu: Millet, kısa Türkiye tarihini artık çok iyi biliyordu. Yapılan saldırının niye yapıldığını çok iyi anlıyordu.

Millet oyunu bozmakta kararlıydı. Millet, bağımsızlığını elde etmekte, işgalin karşısında durmakta hem kararlı, hem cesurdu.

Millet tecrübeliydi, öfkeliydi. Menderes’in akıbetini, yıllar sonra zor bulduğu, lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın yaşamasına müsaade etmeyecekti.

Statükonun kazanmasına millet izin vermeyecekti.

249 evladını şehit verdi bu aziz millet; ama toprağını düşmana vermedi.

Darbenin uşakları Fetullahçılardı; Gavur tarafından, statükoyu korumaları için devlete yerleştirilmişlerdi.

Statükonun yılmaz bekçisi CHP, tarihi misyonuna ters düşmedi; 15 Temmuz sonrasında da statükonun yanında, darbecilerin safında yerini aldı.

PKK ve onun siyasi uzantısı HDP, sol/sosyalist maskeli emperyalizm maşası olarak elbette statükonun yanında duracaktı, öyle de yaptı.

ABD’den, Almanya’dan yapılan açıklamalar hiç sürpriz değil. İngiltere’nin suskunluğu, Avrupa’nın soğukluğu şaşırtıcı değil. Bölge diktatörlerinin, darbeci generallerin mutsuzluğu hiç garip değil. Hepsi de, statükonun mağlup olmasından dolayı büyük hayal kırıklığı yaşadılar.

Gavur, 1916’da Kut-ül Amare’den sonra ilk kez 15 Temmuz 2016’da mağlup oldu; yine Türkler önünde mağlup oldu. Hazmedebilmesi kolay değil.

15 Temmuz kanlı darbe girişimi, Sykes-Picot gizli antlaşmasından, Mondros’tan, İstanbul’un işgalinden ayrı okunamaz.

15 Temmuz kanlı darbe girişimi, Lozan’dan bağımsız okunamaz.

15 Temmuz, Lozan’ı tahkim etmek için, içerdeki hainler eliyle yapıldı. Milletin savunmasıyla, milletin yeni bir istiklal mücadelesiyle bu büyük işgal girişimi püskürtüldü.

Statüko elbette durmayacak, elbette vazgeçmeyecek; zor şekillendirdiği coğrafyaya elbette huzur, güvenlik, istikrar, refah ve bağımsızlık gelmesine göz yummayacak.

Biz de durmayacağız, vazgeçmeyeceğiz. 15 Temmuz’da en zoru atlattık, ayaklarımız üzerinde doğrulduk, asla diz çökmeyecek, boyun eğmeyeceğiz.

15 Temmuz akşamı kısa Türkiye tarihinde bir dönemin sonuna nokta koyan aziz millete selam olsun.

15 Temmuz’un kahramanlarına, tüm aziz şehitlerimize, gazilerimize selam olsun.

Korkmadık, korkmuyoruz…

Huzur için, refah için, adalet için, bağımsızlığımız için dim dik durmaya devam edeceğiz.

15 Temmuz, bu milletin şanlı direnişi, muhteşem zaferidir. Unutmayacak, unutturmayacağız.

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

15 Temmuz ve Hakan Fidan
15 Temmuz: Hepimizin zaferi
Yeni kabine, yeni MYK
Amerika Kıtası’nı kim keşfetti?
Seçmenin AK Parti’ye mesajı
Muhalefetin kampanya hatası
Vicdan terazisi
24 Haziran direniştir!
Hedef 1 milyon
Muhalefete vaat önerileri
Prompter bozulursa
Rezzan el Neccar
Muhalefet ve hitabet
Faşizm lekesi silinmez
Muhasebe
Kürt meselesi ve 24 Haziran
Kürt meselesi ve 24 Haziran
İşte böyle! Çok güzel! Devam!
İnChe
Doğmamış çatı adaya ağıtlar
Erken zafer duygusuna dikkat
Adamlık sınavı
Çift pusula propagandasına dikkat
Aday adaylarına tavsiyeler…
İktidar ve iktisat
İnsana dokunmak
Hülâgû gelmeden…
Fransa yeniden Suriye’de
Hiçbir FET֒cü emniyette değil
AB’nin anlamadığı…
“Din Uğruna”
Bu PKK’lılar neden öldü?
Yüzsüzlüğün bu kadarı!
Büyük cihada hoş geldiniz!
Dindarlara baskı mı yapılıyor?
Nerede o eski troller!
‘Allı Turnam’
28 Şubat ve FETÖ
FETÖ tamam, ya Fetullahçılık?
Şantajın hesabı sorulur
HDP faşizmi çöküyor…
CHP dış politikada ne söylüyor?
CHP: Kaos içindeki düzen
Jin, jiyan, feryat, figan
PKK’nın kadınları: Jin, jiyan, tecavüz!
Terörü kaynağında kurutmak
Kürtler, PKK ve Afrin
10 soruda Afrin harekâtı
10 Eylül sabahı Yunan’ı savunmak
Necip Fazıl-Nihal Atsız ittifakı
AK Parti-MHP ittifakı: Faydalar ve riskler
Sarıkamış hatıraları
Vefa
2018 için okuma tavsiyeleri
CHP’nin gazına gelmek…
Fahreddin Paşa: Biz unuttuk Araplar unutamadı
Selçuklu Towers Miraç Asansör Hicret Turizm
Burj el Barajne
İşgal mi, ihanet mi?
Kudüs: Şimdi ne olacak?
Korkmayın, titreyin…
ABD operasyonunun mahiyeti!
“Akıllı” Fetullahçılar
Kılıçdaroğlu’na operasyon
Zarrab davasının sonuçları ne olur?
“Bizim” televizyonlar
PKK solu da katletti
Ekim Devrimi’nin 100. yılında Türkiye solu
Ekim Devrimi: Ölmeseydi 100 yaşında olacaktı
Karamsarlığa dikkat
Seçim yok, ekonomi büyüyecek
Seçimle gelen diktatör yoktur
Narcos
Bahtı kara Ankara
Kavala’ya devrimsel bir dokunuş
Tezgâh
McDonald’s, Starbucks, Burger King ve FG
Bahar temizliği başladı
Arapların gözüyle Türkiye
Li Beyrut
Diyarbakır’da ‘megri’ demiştik, evet!
Son ordu
Terör’e göz kırpmak CHP’ye kazandırıyor
Devlet ve püskevit
Erdoğan ve AK Parti eleştirilemez mi?
Devlet beni keşfedemedi
Uzmanlar aranıyor
AK Parti ve gelecek (6) FETÖ ile mücadele
AK Parti ve gelecek - 5 Kürt Meselesi
AK Parti ve gelecek - 4
AK Parti ve gelecek – 3
AK Parti ve gelecek - 2
AK Parti ve gelecek - 1
Mahzun Afganistan
Uzun ince yol
Yeter ki Fetullah’a dokunmasın
Tuzak
Şehirlerimiz çirkinleşiyor
Osmanlı yok, Türkler burada
Kudüs ve aşk
Yeni bakanlar
Neden çözülmüyorlar?
Kısa Türkiye Tarihi 15 Temmuz’a Nasıl Geldik?
Tetikteyiz, tehditkârız
Annesinden şehide mektup
Muhalefetin sorumluluğu, iktidarı da bağlar
Annesinden şehide mektup
Kılıçdaroğlu başardı
Kazakistan’da FETÖ tehdidi
Pir-i Türkistan
Önce endişe sonra sevinç
Kürtler kopmasın diye…
Londra’da ‘Asım’larla iftar
Tabutla çıkacaklar!
CHP’ye övgü
Katar Krizi: Kim kimdir?
5 No'lu'dan ders çıkarmak
Gündem Türkiye
Arif
Tek millet
21 Mayıs kongresi
Şerif Hüseyin’den Salih Müslim’e
AK Parti kongreleri
Devrim çocuklarını yer
Aşkım, sevdam, tutkum, kavgam…
“Deli çocuklardan” mektup
Gençler büyük iş çıkardılar
Dava delileri
Bu burukluk niye?
Yeni Türkiye
Kararsız mısınız?
Ne tesadüf!
“Ülkeyi sokakta bulmadık”
Kontrolsüz muhalefet
Propaganda aracı olarak yalan
Bahar yakındır
Diğer Yazarlar

Siyaset küçümsenemez, hayat-memat işidir
Yunan'ı ezdirmez, İsrail'i tehdit ettirmezler…
2019'a dikkat
FETÖ bitti mi?
Model çok net…
Asırlık uyanış
Öğreten mekanlar: Kütüphaneler
Ekonomi Yazıları - I- İşsizlik nasıl bir haldir?
FETÖ'den canı yananlar(!)
Bu bir ihtiyaçsa...
Yazarlar
Markar Eseyan
Model çok net…
Bretton Woods dünya sistemi tel tel dök&...
Mehmet Metiner
FETÖ bitti mi?
Birileri “Pişmanlık duyanları affedelim. Yen...
Vedat Bilgin
Asırlık uyanış
Geçtiğimiz günlerde çok konuşul...
Ardan Zentürk
Yunan'ı ezdirmez, İsrail'i tehdit ettirmezler…
Kulakları çınlasın, Allah uzun ömü...
Yalçın Akdoğan
Siyaset küçümsenemez, hayat-memat işidir
Siyasetin gelişmiş batılı toplumlarda halkın ilgis...
Eymen Zorlu
Öğreten mekanlar: Kütüphaneler
Galvanize etmek… Bir kavram, bir deyim&hel...
Ali Kemal Koç
Bu yürüyüş ak menzile götürür mü?
Menzile gidebilmek için önce inanmanız...
Payidar Güven
FETÖ'den canı yananlar(!)
Türk tarihinde eşi menendi görülmem...
Çetin Dağaşan
2019'a dikkat
Referandumu değerlendirecektik… Devam edel...
Nedim Atakol
Ekonomi Yazıları - I- İşsizlik nasıl bir haldir?
The Great depression’u bilirsiniz… B...
Dilek Yılmaz
Bu bir ihtiyaçsa...
Anayasa değişikliklerinden bahsediyorum... Bir yı...
Röportajlar
REKLAM VERİN FARKLILIK YARATIN!
REKLAM VERİN FARKLILIK YARATIN! Reklamınızı “Reklam” bölümünde yayınlayarak farklılık yaratın. Böylece ürün ya da web...
»
Tarihte Bugün
1529 - Kanunu Sultan Sülayman Han'ın Birinci Viyana Muhasarası
2006 - İtfaiye Haftası
2006 - Mevsim Yağmurları
Günün Sözü
Dine hizmet ederken müspet hareket etmek ve menfi hareketlerden kaçınmaktır.
(Bediüzzaman Said Nursi)
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(173 Online) 0,74ms