Bugün - 23 Eylül 2019 Pazartesi
Ankara 23°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Yeni Üye
Ekonomi Asayiş Politika Dünya Sağlık Eğitim Gündem Kulis Haber Spor Yerel Magazin Diğer »
Yazar Detayları

Aydın Ünal

Aydın Ünal - 5 No'lu'dan ders çıkarmak

5 No'lu'dan ders çıkarmak
Yazı Tarihi: 5 Haziran 2017 Pazartesi

12 Eylül 1980 Darbesi milliyetçi ve solcu gençleri Metris ve Mamak Cezaevlerinde toplarken, muhalif Kürt hareketini de Diyarbakır 5 No'lu Askeri Cezaevi’nde topladı.Mahkumlar arasında sadece “Apocular” yoktu; dönemin tüm Kürt muhalifleri, şiddet eylemlerine katılanlar, dergi sahipleri, yazarlar, örgüt yönetici ve üyeleri, sempatizanlar ve tamamen ilgisiz olanlar da tutuklanmıştı. Genç erkekler kadar kadınlar, çocuklar, yaşlılar da cezaevindeydi.

Mahkumlar yıllar boyunca insanlık dışı sistematik işkenceye maruz bırakıldılar. Kimileri dayanamadı öldü, kimileri kalıcı hasarlar aldı.  

Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi’nde adalet yoktu, merhamet yoktu, insaf ve vicdan yoktu. Peki “akıl” var mıydı?

En tepedeki Kenan Evren’den, Cezaevi Müdürü Yüzbaşı Esat Oktay’a, diğer subaylara, doktorlara, gardiyanlara kadar, bu insanlık dışı işkenceleri yapanlar ve seyredenler bir akılla mı hareket ediyorlardı?

Diyarbakır Cezaevi’ndeki sistematik işkencenin bugüne dahi yansıyan sonuçlarına bakınca, bir aklın devrede olduğu net olarak görülüyor.

PKK denilen kanlı örgüt, 1978’de Lice’nin Fis Köyü’nde değil, esasen, 1980 sonrasında Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi’nde kuruldu. Daha doğrusu, bir akıl tarafından bu cezaevinde kurgulandı.

Her gün uygulanan işkenceler, cezaevinde solcu Kürt örgütlerini zayıflatırken, PKK’yı güçlendirdi ve adeta bir çatı örgüt haline getirdi.

İşkencelerden ve cezaevinden sağ çıkabilenler, birkaç istisna dışında soluğu dağda aldılar.

5 No'lu Cezaevi’ndeki uygulamalar, PKK’ya tam da istediği mağduriyet hikayesini verdi. Yaşananlar destanlaştırıldı. PKK, gördüğü şiddeti, uyguladığı şiddete bahane olarak kullandı.

Aileler, çocuklarının suçu ya da ideolojisi ne olursa olsun, maruz kaldıkları muameleye bakarak, devlete karşı nefret yüklendiler.

Yaşananlar ve anlatılanlar cezaevi duvarlarını aştı, ailelerin dışındaki kitlelere de ulaştı. 3-5 örgüt ve o örgütlerin militanlarına uygulanan işkence, çok geniş bir tabanda öfke ve tepki oluşturdu.

Nihayetinde, Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi, 33 yıldır devam eden, 50 bin insanın ölümüne neden olan, trilyonlarca dolar maddi kayba yol açan, uluslararası boyut kazanan, geniş bir sempatizan tabanı bulan, hatta siyasallaşan ve yüzde 10 barajını aşacak derecede partileşen kanlı bir terör örgütünü, Türkiye’nin en büyük ve en kanlı meselesini doğurdu.

FETÖ ile mücadelenin yargı süreci bana Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi’ni hatırlatıyor ve fevkalade kaygılandırıyor.

Elbette süreç birebir Diyarbakır Cezaevi sürecine benzemiyor. Elbette süreç hukuk içinde ilerliyor ve işkenceye en küçük bir taviz bile yok.

Ancak, kökünü kazımaya çalıştığımız kanlı ve tehlikeli bir örgütün, yargı ve cezaevi şartlarıyla daha da büyütülmesi, tıpkı PKK gibi Türkiye’nin geleceğine bela edilmesi gibi bir kaygı gittikçe yaygınlaşıyor.

İster istemez, Diyarbakır Cezaevi sürecinde olduğu gibi, farkına çok sonraları varabileceğimiz bir kirli aklın süreci idare ettiği şüphesi hepimizde oluşuyor.

15 Temmuz darbe girişimine katılan ve suçüstü yakalananlara merhametimiz olamaz, yargının da olmayacaktır. Lakin, örgütün en alttaki üyelerini, suçlarıyla orantısız şekilde cezalandırmak, onları tutuklayıp cezaevlerindeki sohbet halkalarına, rüya seanslarına dahil etmek, ıslah yollarını arayıp bulmak yerine hem örgüt üyelerinde, hem de ailelerinde mağduriyet duygusu oluşturmak “merhametli bir aklın” eseri olmasa gerek.

Hala dokunulmayanlar ve tahliye edilenler üzerinden sanık ve ailelerini de aşan mağduriyet söylemi ve söylentisi tabanda son derece tehlikeli biçimde hızla yayılıyor.

Kaygım şu ki, kökünü kazımaya çalıştığımız bir kanlı örgüt, görülmeyen bir akıl tarafından, Türkiye’nin geleceğini, en az 100 yılını karartmak üzere adeta yeniden kurgulanıyor.

Hakim ve savcılarımızdan rica ediyorum: Ne olur, birkaç saatlerini ayırıp, Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananlar ve sonuçlarını okusunlar.

Kenan Evren darbe yaptığında 10 yaşındaydık; 50 yaşına merdiven dayadık, hala O’nun hatalarının bedelini ödüyoruz. Bir çuvala doldurulup örgütün hapishane hücrelerinde eğitilecek, aileleriyle birlikte öfke ve nefretle bilenecek, sonra çıkıp çocuklarımızın başına bela olacak yeni örgütler istemiyoruz.

Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi bize gösterdi ki, ceza, hele hele adaleti sorgulanan ceza terör örgütlerini yok etmiyor, tam tersine daha da büyütüyor. Merhametle, insafla, vicdanla, en çok da adalet ve akılla, ceza kadar ıslaha da kafa yorulmalı.

Son bir not: Önceki hafta Keçiören’de bir 15 Temmuz şehidimizin ailesini ziyaret ettik. Şehidimizin inşaat işleriyle uğraşan acılı babası, “yanımda FETÖ’den ihraç edilen bir eski polisi çalıştırıyorum” dedi.

Fazla söze gerek var mı?

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

15 Temmuz ve Hakan Fidan
15 Temmuz: Hepimizin zaferi
Yeni kabine, yeni MYK
Amerika Kıtası’nı kim keşfetti?
Seçmenin AK Parti’ye mesajı
Muhalefetin kampanya hatası
Vicdan terazisi
24 Haziran direniştir!
Hedef 1 milyon
Muhalefete vaat önerileri
Prompter bozulursa
Rezzan el Neccar
Muhalefet ve hitabet
Faşizm lekesi silinmez
Muhasebe
Kürt meselesi ve 24 Haziran
Kürt meselesi ve 24 Haziran
İşte böyle! Çok güzel! Devam!
İnChe
Doğmamış çatı adaya ağıtlar
Erken zafer duygusuna dikkat
Adamlık sınavı
Çift pusula propagandasına dikkat
Aday adaylarına tavsiyeler…
İktidar ve iktisat
İnsana dokunmak
Hülâgû gelmeden…
Fransa yeniden Suriye’de
Hiçbir FET֒cü emniyette değil
AB’nin anlamadığı…
“Din Uğruna”
Bu PKK’lılar neden öldü?
Yüzsüzlüğün bu kadarı!
Büyük cihada hoş geldiniz!
Dindarlara baskı mı yapılıyor?
Nerede o eski troller!
‘Allı Turnam’
28 Şubat ve FETÖ
FETÖ tamam, ya Fetullahçılık?
Şantajın hesabı sorulur
HDP faşizmi çöküyor…
CHP dış politikada ne söylüyor?
CHP: Kaos içindeki düzen
Jin, jiyan, feryat, figan
PKK’nın kadınları: Jin, jiyan, tecavüz!
Terörü kaynağında kurutmak
Kürtler, PKK ve Afrin
10 soruda Afrin harekâtı
10 Eylül sabahı Yunan’ı savunmak
Necip Fazıl-Nihal Atsız ittifakı
AK Parti-MHP ittifakı: Faydalar ve riskler
Sarıkamış hatıraları
Vefa
2018 için okuma tavsiyeleri
CHP’nin gazına gelmek…
Fahreddin Paşa: Biz unuttuk Araplar unutamadı
Selçuklu Towers Miraç Asansör Hicret Turizm
Burj el Barajne
İşgal mi, ihanet mi?
Kudüs: Şimdi ne olacak?
Korkmayın, titreyin…
ABD operasyonunun mahiyeti!
“Akıllı” Fetullahçılar
Kılıçdaroğlu’na operasyon
Zarrab davasının sonuçları ne olur?
“Bizim” televizyonlar
PKK solu da katletti
Ekim Devrimi’nin 100. yılında Türkiye solu
Ekim Devrimi: Ölmeseydi 100 yaşında olacaktı
Karamsarlığa dikkat
Seçim yok, ekonomi büyüyecek
Seçimle gelen diktatör yoktur
Narcos
Bahtı kara Ankara
Kavala’ya devrimsel bir dokunuş
Tezgâh
McDonald’s, Starbucks, Burger King ve FG
Bahar temizliği başladı
Arapların gözüyle Türkiye
Li Beyrut
Diyarbakır’da ‘megri’ demiştik, evet!
Son ordu
Terör’e göz kırpmak CHP’ye kazandırıyor
Devlet ve püskevit
Erdoğan ve AK Parti eleştirilemez mi?
Devlet beni keşfedemedi
Uzmanlar aranıyor
AK Parti ve gelecek (6) FETÖ ile mücadele
AK Parti ve gelecek - 5 Kürt Meselesi
AK Parti ve gelecek - 4
AK Parti ve gelecek – 3
AK Parti ve gelecek - 2
AK Parti ve gelecek - 1
Mahzun Afganistan
Uzun ince yol
Yeter ki Fetullah’a dokunmasın
Tuzak
Şehirlerimiz çirkinleşiyor
Osmanlı yok, Türkler burada
Kudüs ve aşk
Yeni bakanlar
Neden çözülmüyorlar?
Kısa Türkiye Tarihi 15 Temmuz’a Nasıl Geldik?
Tetikteyiz, tehditkârız
Annesinden şehide mektup
Muhalefetin sorumluluğu, iktidarı da bağlar
Annesinden şehide mektup
Kılıçdaroğlu başardı
Kazakistan’da FETÖ tehdidi
Pir-i Türkistan
Önce endişe sonra sevinç
Kürtler kopmasın diye…
Londra’da ‘Asım’larla iftar
Tabutla çıkacaklar!
CHP’ye övgü
Katar Krizi: Kim kimdir?
5 No'lu'dan ders çıkarmak
Gündem Türkiye
Arif
Tek millet
21 Mayıs kongresi
Şerif Hüseyin’den Salih Müslim’e
AK Parti kongreleri
Devrim çocuklarını yer
Aşkım, sevdam, tutkum, kavgam…
“Deli çocuklardan” mektup
Gençler büyük iş çıkardılar
Dava delileri
Bu burukluk niye?
Yeni Türkiye
Kararsız mısınız?
Ne tesadüf!
“Ülkeyi sokakta bulmadık”
Kontrolsüz muhalefet
Propaganda aracı olarak yalan
Bahar yakındır
Diğer Yazarlar

2019'a dikkat
Ne saray var, ne diktatörlük! Yeni dönemin ruhu!
Ne yapmalı nasıl yapmalı…
15 Temmuz ve Hakan Fidan
Ölüme meydan okuyanlar!
Öğreten mekanlar: Kütüphaneler
Ekonomi Yazıları - I- İşsizlik nasıl bir haldir?
FETÖ'den canı yananlar(!)
Bu yürüyüş ak menzile götürür mü?
Yazarlar
Vedat Bilgin
Ölüme meydan okuyanlar!
O gün önce onlar şaşırmışlardır; Tü...
Aydın Ünal
15 Temmuz ve Hakan Fidan
Aslında her şey, Hakan Fidan’ın 25 Mayıs 201...
Mehmet Metiner
Ne saray var, ne diktatörlük! Yeni dönemin ruhu!
İngiliz BBC kanalı canlı yayında hazımsızlığını na...
Markar Eseyan
Ne yapmalı nasıl yapmalı…
Dünya Türkiye’nin dirilişini izliy...
Eymen Zorlu
Öğreten mekanlar: Kütüphaneler
Galvanize etmek… Bir kavram, bir deyim&hel...
Ali Kemal Koç
Bu yürüyüş ak menzile götürür mü?
Menzile gidebilmek için önce inanmanız...
Payidar Güven
FETÖ'den canı yananlar(!)
Türk tarihinde eşi menendi görülmem...
Dağıstan Çetin
2019'a dikkat
Referandumu değerlendirecektik… Devam edel...
Nedim Atakol
Ekonomi Yazıları - I- İşsizlik nasıl bir haldir?
The Great depression’u bilirsiniz… B...
Röportajlar
REKLAM VERİN FARKLILIK YARATIN!
REKLAM VERİN FARKLILIK YARATIN! Reklamınızı “Reklam” bölümünde yayınlayarak farklılık yaratın. Böylece ürün ya da web...
»
Tarihte Bugün
1856 - Devlet Demir yollarının kuruluşu.
1922 - Çan'ın kurtuluşu
2006 - Sonbaharın başlangıcı
Günün Sözü
Altını görünce her şey boyun eğer, demir kollu terazi de olsa.
(SADİ)
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(289 Online) 1,02ms