Bugün - 16 Temmuz 2019 Salı
Ankara 23°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Yeni Üye
Ekonomi Asayiş Politika Dünya Sağlık Eğitim Gündem Kulis Haber Spor Yerel Magazin Diğer »
Yazar Detayları

Aydın Ünal

Aydın Ünal - Aşkım, sevdam, tutkum, kavgam…

Aşkım, sevdam, tutkum, kavgam…
Yazı Tarihi: 4 Mayıs 2017 Perşembe

Cumhurbaşkanlığı seçimi için adaylığı açıklandığında, 1 Temmuz 2014'te Recep Tayyip Erdoğan şunları söylemişti:

“Bu bir veda değil. Bu, bir ayrılık buluşması, bir veda töreni değil. Bizim için her bitiş, yeni bir başlangıçtır. Bizim için her gün, yeni bir gündür, taze bir başlangıçtır. Bugün de birbirimize veda etmiyor, birbirimizden ayrılmıyor, yeni bir başlangıcın heyecanını hep birlikte yaşıyoruz… Birbirimizden kopmayacağız. Özellikle, Türkiye'nin istikametini belirlerken, Türkiye için mücadele ederken, her aşamada ve her kademede hep birlikte olacağız. Partimizle de, Hükümetimizle de birlikte hareket edeceğiz. Ne ben sizlerden ayrılıyorum, ne sizler geride kalıyorsunuz. Bugünlere birlikte geldik, Allah'ın izniyle birlikte yürümeye devam edeceğiz.

Kardeşlerim, Bir kez daha her birinizden helallik diliyorum… Bana sizler gibi yol arkadaşları nasip ettiği için, sizlerle yol yürüme bahtiyarlığına eriştiğim için, Rabbime sonsuz teşekkür ediyorum. Evet… Bu, bir veda değildir, bir kapanış, bir bitiş değildir.

Bu, son sayfasını okuyup kapattığımız kitabın, yeniden ilk sayfasına dönüştür. Bu, bir hatime değil, bir Fatiha'dır, bir açılıştır.”

AK Parti'nin katıldığı son grup toplantısında, 22 Temmuz 2014'de milletvekillerine şöyle hitap etmişti Erdoğan:

“Evet… Eğer milletim takdir eder de seçilirsem, bu kürsü aracılığıyla sizlerle birlikte olamayacak, buradan sizlere hitap edemeyeceğim. Elbette sohbetlerimiz, muhabbetimiz, başka kürsülerde, başka salonlarda, başka zeminlerde devam edecek. Kardeşliğimiz inşallah, bu salonun eski sakinleriyle, sizlerle, bu salonun gelecek sakinleriyle, bu can bu tende olduğu müddetçe devam edecek. Belki de veda ederken, bu kürsünün onurunu ve aziz hatırasını da sarsmadan taşıyacağımı bilmenizi istiyorum. Bir kez daha sizlerden helallik diliyorum. Bir kez daha, Rabbimin sizlerden razı olması için dua ediyorum.”

AK Parti'nin Olağanüstü Kongresi'nde, 27 Ağustos 2014'de, seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak salona şunları söylemişti Recep Tayyip Erdoğan:

“Adalet ve Kalkınma Partisi'ni, yani aşkımı, sevdamı, tutkumu, kavgamı da önce Allah'a, sonra sizlere emanet ediyorum…”

Bu vedadan 979 gün sonra, 2 Mayıs 2017'de tekrar partisine üye oldu Recep Tayyip Erdoğan. “Kurucusu olduğum partime, yuvama, sevdama, aşkıma bugün yeniden dönüyorum” diyerek…

Pınarhisar Cezaevi'ne giderken, “bu şarkı burada bitmez” demişti Erdoğan; o şarkı orada bitmedi. Anayasa gereği AK Parti Genel Merkezi'ni arkasında bırakırken de “bu bir veda değil” diyordu; nitekim veda olmadı.

Recep Tayyip Erdoğan, kurucusu olduğu, aşkı, sevdası, tutkusu ve kavgası olarak tanımladığı partisini aslında hiç terk etmedi. Siyasete veda edip “devletin adamı” olmak yerine, siyasetle irtibatını koruyup “milletin adamı” olmayı başardı.

Devlet, diğer cumhurbaşkanlarına yaptığı gibi onu da dönüştürmek istedi; tersi oldu, O devleti dönüştürdü.

Sadece devlet değil; Erdoğan'ın partisine veda ettiğine, partisinden ayrıldığına, artık geri dönmeyeceğine inananlar da büyük yanılgı içine girdiler.

Beklenen gerçekleşti, hasret sona erdi.

“Tarafsız cumhurbaşkanı” tartışmalarının zerre miskal kıymeti yok, itibarı da yok.

Ne yani, yüzde 60 katılımla oluşmuş bir Meclis'in üçte 2'si seçince tarafsız olunuyor da, doğrudan halk tarafından, hem de yüzde 50 üzerinde oyla seçilince tarafsız olunmuyor mu?

Devletin dayattığı ve Meclis'e silah zoruyla seçtirttiği aday tarafsız oluyor da, milletin aday gösterdiği, milletin doğrudan seçtiği cumhurbaşkanı tarafsız olmuyor mu?

Siyaset taraf tutmak değildir. Siyaset, 27 Mayıs darbecilerinin 57 yıldır milletin hafızasına kazımaya çalıştıkları gibi kirli, lekeli, çirkin bir iş de değildir.

Siyaset de iyidir, siyasetçi de iyidir.

Cumhurbaşkanının siyasetçi olması, aslında olması gerekendir.

Cumhurbaşkanı'nın siyasetle uğraşmasını, bir partinin üyesi olmasını, genel başkanı olmasını eleştiren her siyasetçi, önce kendisini yok sayar, kendisini inkâr eder ve kendi siyasetine haksızlık eder.

16 Nisan'da devlet ve millet ayrımı ortadan kalktı. 16 Nisan'da, devlet aklı ve siyaset aklı ayrımı da ortadan kalktı. Artık millet var, milletin yüzde 100 sahibi olduğu bir devlet var.

AK Parti Türkiye'yi dönüştürdüğü gibi, siyaseti de dönüştürdü. Şimdi, Recep Tayyip Erdoğan'ın önce üyeliği, ardından genel başkanlığı ile, AK Parti yeni siyasete hızla uyum sağlıyor. AK Parti, yeni bir aşkla, heyecanla, motivasyonla 2019 hazırlıklarını başlatıyor.

Şimdi değişim sırası muhalefette. Aslında başkaca bir alternatifleri de yok.

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

15 Temmuz ve Hakan Fidan
15 Temmuz: Hepimizin zaferi
Yeni kabine, yeni MYK
Amerika Kıtası’nı kim keşfetti?
Seçmenin AK Parti’ye mesajı
Muhalefetin kampanya hatası
Vicdan terazisi
24 Haziran direniştir!
Hedef 1 milyon
Muhalefete vaat önerileri
Prompter bozulursa
Rezzan el Neccar
Muhalefet ve hitabet
Faşizm lekesi silinmez
Muhasebe
Kürt meselesi ve 24 Haziran
Kürt meselesi ve 24 Haziran
İşte böyle! Çok güzel! Devam!
İnChe
Doğmamış çatı adaya ağıtlar
Erken zafer duygusuna dikkat
Adamlık sınavı
Çift pusula propagandasına dikkat
Aday adaylarına tavsiyeler…
İktidar ve iktisat
İnsana dokunmak
Hülâgû gelmeden…
Fransa yeniden Suriye’de
Hiçbir FET֒cü emniyette değil
AB’nin anlamadığı…
“Din Uğruna”
Bu PKK’lılar neden öldü?
Yüzsüzlüğün bu kadarı!
Büyük cihada hoş geldiniz!
Dindarlara baskı mı yapılıyor?
Nerede o eski troller!
‘Allı Turnam’
28 Şubat ve FETÖ
FETÖ tamam, ya Fetullahçılık?
Şantajın hesabı sorulur
HDP faşizmi çöküyor…
CHP dış politikada ne söylüyor?
CHP: Kaos içindeki düzen
Jin, jiyan, feryat, figan
PKK’nın kadınları: Jin, jiyan, tecavüz!
Terörü kaynağında kurutmak
Kürtler, PKK ve Afrin
10 soruda Afrin harekâtı
10 Eylül sabahı Yunan’ı savunmak
Necip Fazıl-Nihal Atsız ittifakı
AK Parti-MHP ittifakı: Faydalar ve riskler
Sarıkamış hatıraları
Vefa
2018 için okuma tavsiyeleri
CHP’nin gazına gelmek…
Fahreddin Paşa: Biz unuttuk Araplar unutamadı
Selçuklu Towers Miraç Asansör Hicret Turizm
Burj el Barajne
İşgal mi, ihanet mi?
Kudüs: Şimdi ne olacak?
Korkmayın, titreyin…
ABD operasyonunun mahiyeti!
“Akıllı” Fetullahçılar
Kılıçdaroğlu’na operasyon
Zarrab davasının sonuçları ne olur?
“Bizim” televizyonlar
PKK solu da katletti
Ekim Devrimi’nin 100. yılında Türkiye solu
Ekim Devrimi: Ölmeseydi 100 yaşında olacaktı
Karamsarlığa dikkat
Seçim yok, ekonomi büyüyecek
Seçimle gelen diktatör yoktur
Narcos
Bahtı kara Ankara
Kavala’ya devrimsel bir dokunuş
Tezgâh
McDonald’s, Starbucks, Burger King ve FG
Bahar temizliği başladı
Arapların gözüyle Türkiye
Li Beyrut
Diyarbakır’da ‘megri’ demiştik, evet!
Son ordu
Terör’e göz kırpmak CHP’ye kazandırıyor
Devlet ve püskevit
Erdoğan ve AK Parti eleştirilemez mi?
Devlet beni keşfedemedi
Uzmanlar aranıyor
AK Parti ve gelecek (6) FETÖ ile mücadele
AK Parti ve gelecek - 5 Kürt Meselesi
AK Parti ve gelecek - 4
AK Parti ve gelecek – 3
AK Parti ve gelecek - 2
AK Parti ve gelecek - 1
Mahzun Afganistan
Uzun ince yol
Yeter ki Fetullah’a dokunmasın
Tuzak
Şehirlerimiz çirkinleşiyor
Osmanlı yok, Türkler burada
Kudüs ve aşk
Yeni bakanlar
Neden çözülmüyorlar?
Kısa Türkiye Tarihi 15 Temmuz’a Nasıl Geldik?
Tetikteyiz, tehditkârız
Annesinden şehide mektup
Muhalefetin sorumluluğu, iktidarı da bağlar
Annesinden şehide mektup
Kılıçdaroğlu başardı
Kazakistan’da FETÖ tehdidi
Pir-i Türkistan
Önce endişe sonra sevinç
Kürtler kopmasın diye…
Londra’da ‘Asım’larla iftar
Tabutla çıkacaklar!
CHP’ye övgü
Katar Krizi: Kim kimdir?
5 No'lu'dan ders çıkarmak
Gündem Türkiye
Arif
Tek millet
21 Mayıs kongresi
Şerif Hüseyin’den Salih Müslim’e
AK Parti kongreleri
Devrim çocuklarını yer
Aşkım, sevdam, tutkum, kavgam…
“Deli çocuklardan” mektup
Gençler büyük iş çıkardılar
Dava delileri
Bu burukluk niye?
Yeni Türkiye
Kararsız mısınız?
Ne tesadüf!
“Ülkeyi sokakta bulmadık”
Kontrolsüz muhalefet
Propaganda aracı olarak yalan
Bahar yakındır
Diğer Yazarlar

2019'a dikkat
Ne saray var, ne diktatörlük! Yeni dönemin ruhu!
Ne yapmalı nasıl yapmalı…
15 Temmuz ve Hakan Fidan
Ölüme meydan okuyanlar!
Öğreten mekanlar: Kütüphaneler
Ekonomi Yazıları - I- İşsizlik nasıl bir haldir?
FETÖ'den canı yananlar(!)
Bu yürüyüş ak menzile götürür mü?
Yazarlar
Vedat Bilgin
Ölüme meydan okuyanlar!
O gün önce onlar şaşırmışlardır; Tü...
Aydın Ünal
15 Temmuz ve Hakan Fidan
Aslında her şey, Hakan Fidan’ın 25 Mayıs 201...
Mehmet Metiner
Ne saray var, ne diktatörlük! Yeni dönemin ruhu!
İngiliz BBC kanalı canlı yayında hazımsızlığını na...
Markar Eseyan
Ne yapmalı nasıl yapmalı…
Dünya Türkiye’nin dirilişini izliy...
Eymen Zorlu
Öğreten mekanlar: Kütüphaneler
Galvanize etmek… Bir kavram, bir deyim&hel...
Ali Kemal Koç
Bu yürüyüş ak menzile götürür mü?
Menzile gidebilmek için önce inanmanız...
Payidar Güven
FETÖ'den canı yananlar(!)
Türk tarihinde eşi menendi görülmem...
Dağıstan Çetin
2019'a dikkat
Referandumu değerlendirecektik… Devam edel...
Nedim Atakol
Ekonomi Yazıları - I- İşsizlik nasıl bir haldir?
The Great depression’u bilirsiniz… B...
Röportajlar
REKLAM VERİN FARKLILIK YARATIN!
REKLAM VERİN FARKLILIK YARATIN! Reklamınızı “Reklam” bölümünde yayınlayarak farklılık yaratın. Böylece ürün ya da web...
»
Tarihte Bugün
2006 - Dünya KIBLE Günü (ikincisi)
Günün Sözü
Nan için metheyleme nadanı, nadanlık budur; hayberi nefsin helak et şahı merdanlık budur
(Avcıgil)
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(374 Online) 0,88ms